hernevikitap

hernevikitap

, bir kitap okudu
Puan vermedi·161 syf.··
2025 55. kitabı
Alp Türkol
9/10 · 4 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·120 syf.··
2025 54. kitabı
Her yerin Sirke koktuğu,her yerde uyuyamayan insanların olduğu bir distopya. Henüz sosyal medyanın olmadığı bir dönemde yazılan kitap,günümüz toplumunun yalnızlığını, kaostaki durumunu yansıtıyor. On yıl önce yaşanmış kitlesel bir psikozu, yaşanan yirmi günün gizemini anlatıcı araştırmaya başlıyor. Bu araştırmada on yıl önce, yirmi gün boyunca hiç kimsenin uyumadığı,daha doğrusu uyuyamadığı, hiç kimseye uyku ilaçlarının fayda etmediği,kişilerin cinnet geçirdiği ,uyurgezer olarak buhran içinde dolaştığı olayların tanıklarına başvuruyor. Bu yaşanan hadisenin araştırılma sırasında olaydan sonra sağ kalanlara başvurduğunda yolu bir kütüphaneye çıkıyor.Bu kütüphane farklı bir kütüphane ve kütüphane olayın araştırıldığı dönemde kalıntılardan ibarettir.Kaosun yaşandığı dönemdeyse bu kütüphane bir kayıt yeridir.Mahrem sırların yer aldığı kütüphanede herkes birbirinin sırrını ,gerçekliğini okuyor.Yazar bugünün toplumunun birbirini gözleyen insanlarını, acımasızlığını ,internet çağının yalnızlaştırdığı gerçeğini rahatsız edici ,ürkütücü bir biçimde işliyor. Öngörüsü çok güçlü olan roman çığlıklar,sirke kokusu, uyurgezerler ,parçalanarak öldürülenler, ifşalar,ayak sürüme sesleri ile ilerlerken bir kütüphanenin bir şehri nasıl etkilediği sergileniyor. Anlatıcının insan mantığının geri çekildiği ,kimsenin hatırlamak istemediği yaşanan olayı araştırması ve sonuca varmaya çalışması sırasında hem heyecan hem de gizem gitgide artıyor.
Torino'nun Yirmi GünüGiorgio De Maria · Dergah Yayınları · 202315 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2025 53. kitabı
Gorki,acı anlamına gelir ve yazar Makar Çudra hikayesini bu isimle imzalar.Acı manasındaki adı seçmesinin elbette bir nedeni vardır. Maksim Gorki,toplumcu gerçekçilik akımı ile insanın farklı yönlerini ,toplumun insan üzerindeki etkilerini aktarır.Yaşanmış Hikâyeler kitabında yer alan hikâyelerin tümünün genel özelliği de budur. Ayrıca yazarın hayatından izler barındırır.Gözleme dayalı yazılmışlardır.Sekiz yaşındayken, annesinin vefatından henüz birkaç gün sonra,dedesinin “git ,ekmeğini kazan”demesiyle ekmeğini kazanmaya giden Gorki, gördüklerini,yaşadıklarını kalemiyle aktarır. Hikâyelerin karakterleri genel olarak işçidir,yoksuldur,evsizdir,sokakta yaşayanlardır.Bazılarıysa toplumda yer bulamayan kişilerdir ve toplum tarafından dışlanmışlardır.Bu insanlar adaletsizliği yaşarlar. Mücadele içindedirler.Hayli trajik yaşamlar işlenirken bir o kadar zorlu olana karşı verilen mücadelenin varlığı da işlenir. Haliyle hikâyelerin her birinde bir direnme,direnmeye neden olan umut yer alır.Umudu doğuransa her karakterin “özgürlük”tutkularıdır, yaşam sevgisini taşımalarıdır. Toplum tarafından dışlanan karakterlerin olduğu hikâyeler Konovalov,Çelkaş,Yemelyan Pilyay,Malva hikâyeleridir. Makar Çudra geleneksel izler barındırırken,aşkın bağlayıcı yanı ile bireyin özgürlüğünün çatışması üzerine kuruludur.Çingene yaşam tarzı ön plandadır.“Gezip görecek, hayatın tadını çıkaracak,sonra da yatıp öleceksin...Gerisine kulak asma!” düşüncesini barındırır. Özgürlüğü vurgular.Anlatılan Radda ve Loyko’nun hikâyesi hayli dramatiktir. Çelkaş,toplum tarafından dışlanmış Çelkaş’ın hikâyesidir. Yol Arkadaşım,iki yolcunun Odessa limanında karşılaşmasıyla dostluk,arkadaşlık kurmasını anlatırken,Bir Kere Sonbaharda hikâyesindeyse yabancı olduğu bir kentte meteliksiz ve yersiz yurtsuz kalan bir adamın
Yaşanmış HikâyelerMaksim Gorki · Can Yayınları · 2019495 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2025 52. kitabı
Kitabın özelliklerinden biri yazarın yaşadığı şehirle ilgili düşünce ve duygularını ,İstanbul’u yazarın görmüş olduğu geçmişiyle anlatmasıdır. Bir diğer özelliğiyse İstanbul’u anlatan, eserlerine İstanbul’a yer veren yazarlardan, yazarların yazmış olduklarından söz etmesidir.Kitabın en belirgin yanı özlemdir.Bu özlem geçmişe duyulan bir özlemdir.Fakat Abdülhak Şinasi Hisar gibi bahsettiği kişiler ne masal kahramanıdır ne Nahid Sırrı Örik gibi toplum eski alışkanlıklarını, geleneklerini bırakıp yeniyi kana kana içerken onun ille eskiye saplanıp kalmış hali vardır, ne de Aydın Boysan gibi birkaç kesim ve bu kesimlerin sosyal hayatını anlatır.Tabii bu isimler Aydın Boysan hariç (daha yakın bir zamandır) genel olarak faklı dönemleri, daha eski dönemleri vurgular. Selim İleri biraz melankoli ve biraz nostalji ile şu anda da yaşanabilecek bir hayat üslubunu okura gösterir. Yazarın özlemini anlamamız,bu özlemdeki haklılığı ve duygu yoğunluğunu kavramamız ,belki de şehrin anlatılan haliyle bugünde de İstanbul’un yaşanma biçiminin gerçekleşebilme olasılığını barındırmasıdır. İçi cız ettiren işte böyle bir olasılık varken, anlatılan biçimin yaşanmayışıdır. Duvarda asılı kavukluk elbet işlevini yitirmiştir ama şehirleşmedeki mimarimiz ya da sosyal hayattaki geleneklerimiz vb birçok ayrıntı sürdürülebilecekken ne yazık ki yitip gitmiştir.Zamanla kaybolan değerlerin günümüzde yaşama ihtimali varken yok edilişi hüznü hissettirir.Kaldı ki Selim İleri’nin 90’larda kaleme aldığı bu kitapta yazarın özlemini duyduğu yıllar gecen yüzyılın ortalarıdır. Kitap boyunca İstanbul’un sanata nasıl yansıdığı, edebiyattaki örneklerle verilirken aslında bahsedilen dönemlerin sanat,sosyal yaşamına,ekonomisine, kültürüne ve yozlaşmaya başlanmasına ışık tutar. Kitapta kaybolan
Yıldızlar Altında İstanbulSelim İleri · Oğlak Yayıncılık · 199963 okunma