“Katil kim?” şablonunun incelikle işlendiği,katmanlı,sadece polisiye olarak nitelendirilemeyecek bir roman okudum.Hem yazarın kalemine,hem üslubuna,hem de olayların dayandığı zeminin kuruluşuna ve inşasına hayran kaldım.Hâmûşân kelimesine ilk defa 96 yılında Galata Mevlihanesi’nde rastlamıştım.Anlamını da ilk defa o vakit öğrenmiştim;Susmuşlar.Ölümün kısa bir sessizlik olduğunu anlatan bu kelimeden tıpkı roman karakteri Firuze’nin kelimeyi duyduğunda,anlamını öğrendiğinde etkilendiği gibi etkilenmiştim. Sessizlik,suskunlar,susmuş anlamına gelen ve mezar kapısında yazılandan fazlası olan bu kelimenin içeriği Hâmûşân Tarikatı yani Suskunlar Meclisi olarak ele alınır ki romanın adıdır.
Roman bir polisiye mi,evet.Ancak sadece bir polisiye değil.İçinde felsefe olduğu kadar mistik öğeler de barındırır ve okültizmin etkisiyle doğaüstü güçler,semboller derken romanda hayli mistik bir atmosfer oluşur.Kadim Bilgiliğin anahtarı olan,içinde ruhun yolculuğu,simya ve dönüşüm,kozmik uyum ve denge,zihin madde ilişkisi vb bilgileri barındıran,kadim bilginin sırlarını içeren Zümrüt Tabletler,romanda yer alınca okültizmin varlığı oluşur,mistik anlatımsa güçlenir.Roman zaten kadim bilgilerin bulunduğu,bütün ilimlerin kaynağı Zümrüt Tabletler zeminine kuruludur.Bir yanda şeytanın hizmetkârları,bir yanda Hermes’in kadim bilgileri ve bilgileri elde etmek isteyenler,bir yanda Suskunlar Meclisi ve cinayetler derken roman heyecan içinde başlar ve bu heyecan gitgide artarak devam eder.
Devlet memurluğundan istifa etmiş ve kendi kurallarına göre hareket eden,özgür ruhlu,herkes tarafından hayranlık duyulan,çoğu kişinin gözden kaçırdığı delilleri gören,baston kullanan ve onu tanıyanların bastonunun da maharetinden haberi olan eski komiser Eşref Kalender,bir cinayeti,daha doğrusu cinayetleri