Mazlum Kaplan, Sevdadır Şiirler'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bazen bir kitap okursunuz ki bir bakmışsınız o kitap olmuşsunuz. Bitince son sayfa, kaldırınca başını dünyanın varlığına, o kadar sesin, o kadar gürültünün içinde ki sessizlik ile başbaşa kalırsınız. Herşey hatta kendiniz bile hareket ettiğiniz halde tüm evren devinimsizdir gözlerinizde. Bu iki evren arasında bir süre bu şekilde huzurun katında devam eder ve daha sonra yavaş yavaş kirli ve pis dünyaya alışmaya diğer evrenin varlığını unutmaya başlarız. Ama hep unuttuğumuz şeyin özlemi ile kalırız. O özlem hiç bir yere gitmez. Özlem unutsan da geçmez çünkü bir yaşanmışlıktır. Belki de insan en çok unuttuklarını özler. İşte bu dünyadan geçen Arkadaş bize bu unutuklarimizin özlemini çektiğimiz de tekrar yaşayalım diye şiirler bırakmış.

Ufuk Özgür, Bir Çift Yürek'i inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Bu kitabı okumadan önce düşüncelerimizi, yargılarımızı belkide örf ve adetlerimizi bir kenara koyalım bir süreliğine. Gerçek, has, olması gerektiği gibi bir insan olduğumuzu mu düşünüyoruz? Gerçek insanlarla tanıştım bu kitapla. Ben kabul ediyorum ki mutantlaştık. Yani değiştik. Belki mecburen değişimin ortasında doğduk ve ayak uydurduk bu yaşama. Ama herşey o kadar değişmiş ki aslında herşeye kendimizi mecbur etmişiz, her şeyde her konuda desteğe mecburuz işte... Köy yumurtası yesekte, kendi balımızı üretsekte hiç de yapay olmayacak yanımız yok... Doğanın bir parçası gibi yaşayan insanlar bunlar; kendilerini üstün görmeden , doğayla et ve tırnak gibi yaşayan bu Gerçek İnsanlar... Sadece ihtiyacı kadar kullanıp tüm yaşama ve bu yaşamın içindeki tüm canlılara saygı duyan insanlar... Memnun oldum ve mutant olduğumu sizden öğrendim...

CSU, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tabıt
Birdenbire herşeyin üstünü örtmek ister gibi geniş bir el hareketiyle, “Herşey boş yaa,” diyor. Bu tür manevraları savuşturmakta becerikliyimdir: “Yaşadığın sürece herşey doludur,” diyorum. “Öldüğünde söylersin boş olduğunu. ...”

Eldivenler, Hikâyeler, Murathan Mungan (Sayfa 113 - Metis Yayınları)Eldivenler, Hikâyeler, Murathan Mungan (Sayfa 113 - Metis Yayınları)
Bahar Cihad, bir alıntı ekledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Stefan
Gurur,cesaret,ofke,kibir;hersey tuzdan,kursundan ve altindandi,duygunun tüm metalleri mevcuttu onda.Bir anda bu sihri sezmek,anlamak ne buyuk bir hazdi!

Karmaşık Duygular, Stefan Zweig (Sayfa 186)Karmaşık Duygular, Stefan Zweig (Sayfa 186)
#Saadet#, Emre'yi inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Halit Ertuğrul ve yine gerçek bir hikaye,bu kadar sarsıcı bir hikaye hic görmedim duymadım.Sanki bütün felaketler sadece Emre' nin üstüne yağmış ,hic mi hiç yüzünü güldürmemis hayat ,hep mi acı.Tam ki herşey bitti dedim o anda o kadar güzel bir hayati oluyorki Emre 'nin yüzümü güldürüyor. Allah kimseye böyle acilar yasatmasin

Mesela şu an yaşadığınız yer dışında nerede yaşamak isterdiniz?
Ben 5 sene önce Ankara yada Eskişehir'e olsaydım benim için herşey farklı olurdu

Ulu Orta (İbahim Tenekeci)
'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
nazlanırsın ama bir gün gelirsin'

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah,unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe,benim için dua et;
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy,sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin!
Çünkü gün gelir, küçümsediğin herşey için önemsediğin bir bedel ödersin...