İlk başta acı çekene ne kadar tedavi ve kontrol edilemez gelse de erken yaşlarımızda, zaman, acılarımızın birçoğunu iyileştirir ve ruhumuzun üzüntülerini sakinleştirir. Ama hayatımızın ilerleyen dönemlerinde, sert darbeler ruhumuza şiddetle vurunca, darbeyi karşılayacak toparlanma gücünü bulmak güçleşir. Bunun gibi durumlarda sersemlemiş ve şaşkın olan ruh yara aldıktan sonra yoluna sendeleyerek, zayıflık ve acıyla devam eder.
Ruhu sürekli bir karmaşa içinde tutan ve inatçılık boyun eğene ya da sevgi bitene dek huzur vermeyen korkunç bir çatışma içinde kırgınlık ve sevgi mücadele eder, iki kalp de kendi kararlılığında ısrar eder ve her iki kişi de diğerinin inadının bir gün tükeneceğini düşünür. Ama aslında birbirini içten ve kontrol edilemez bir şekilde severken böyle bir düşmanlık içine düşer. Bu duruma kim bilir ne kadar çok insan düşüyordur.