Melike

Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2020 17:50
Ve kitap bitti. İvan İlyiç'in Ölümü; Tolstoy'un tanımıyla sıradan bir adamın, sıradan bir ölümünün kendi gözünden tasviri. Aslında kitaba daha önce başlamıştım ama ara verdim. Çünkü ben okumaya başladıktan bir gün sonra benim için hiç sıradan olmayan bir sıradan adam, yine benim için sıradan olmayan bir sıradanlıkla bu dünyadan ayrıldı... O yüzden hem bu kitabı hiçbir zaman güzel hatırlamayacağım hem de İvan İlyiç ve ölümünün benim için yeri hep ayrı olacak. Kitabı okurken hayatın acımasızlığı çok sert bir şekilde hissediliyor. Biri ölürken hatta daha ölmeden, insanların buna kederlenmek yerine dünyalık hesaplarla, makam mevki düşünmekle meşgul oluşlarına şahit oluyoruz. Kitapta İvan İlyiç'in hem üzüntüsünü birileriyle paylaşmak istediğini hatta kimi zaman acınmak istediğini hem de kimsenin onu anlamadığını ve düşünmediğini fark ettiği için yalnız kalmak isteyişini okuyoruz. Aynı anda hem yaşama isteğini, ölümden korkuşunu ve kaçışını hem de artık bu durumdan kurtulmak için nasıl ölmek istediğini okuyoruz. Ve tabi diğer yandan diğer tüm karakterlerin ölen bir başkası olduğu için nasıl da huzurlu olduğunu çıplak bir gerçeklikle görüyoruz. Bu gerçekten bütün ölümlerin gerçekliği mi diye düşünmekten kendimi alamadım uzun bir süre... * Son olarak bir alıntıyla bitirmek istiyorum: Duyduğu acının da hem bu kara deliğe sokulmaktan, hem de -ve daha çok- bu kara deliğe girememekten kaynaklandığının farkındaydı. Girmesine engel olan şey hayatının iyi geçtiğine duyduğu inançtı.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·360 syf.··
2019 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2019 03:08
Kitabı tek kelimeyle tanımlayacak olursam, 'farklı' derim :) Klişeleşmiş gençlik kitaplarından asla değil. Özellikle günümüzde daha da patlayan güzellik algısına kafa tutması hoşuma gitti. Ne Eleanor hep karşılaştığımız mükemmel güzellikte ne de Park. Kitaba başladıktan sonra çok akıcı gidiyor, aralarındaki iletişim çoğu zaman gülümsetiyor. Sadece benim beklentim biraz yüksekti ve bunu tam anlamıyla karşılamadı. Çoook güzeldi diyemem ama kötü de demem :)) Sevip sevmediğinizi anlarken biraz zorlanabileceğiniz bir kitap kısacası. * Bir alıntıyla bitirmek istiyorum yine: "Seninle nasıl vedalaşacağımı bilemiyorum." "Vedalaşma o zaman." "Ama gitmek zorundayım..." "Madem öyle, git. Ama benimle vedalaşma. Bu bir veda anı değil." "Saçmalıyorsun. İnsanlar gerçekte hissettikleriyle yüzleşemeyecek kadar korktuklarında hep 'bu bir veda değil' derler. Yarın seni göremeyeceğim, Park. Seni bir daha ne zaman görebileceğimi bilmiyorum. Bu gerçek, 'bu bir veda değil' sözünden fazlasını hak ediyor."
Eleanor ve ParkRainbow Rowell · Pegasus Yayınları · 20153,305 okunma
Puan vermedi·266 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2019 20:57
Harika bir distopya! Okurken ister istemez yazarın hayal gücüne hayran kalıyorsunuz. Ama aslında Huxley'nin hayal gücünden çok olası tehlikeleri fark ederek yazdığını anlıyorsunuz. Öyle bir dünya ki; henüz doğmadan -gerçi zaten doğmuyorsunuz, şişeden çıkarılıyorsunuz- belli bir sınıfa ayrılıyorsunuz, ait olduğunuz sınıfa göre işlemlerden geçiriliyorsunuz ve dünyaya geldikten sonra da sınıfınıza göre korkunç detaylı bir şekilde şartlandırılıyorsunuz. Toplumsal istikrarı yakalayabilmek için sanattan, felsefeden, dinden, bilimden ve hatta aile kavramından bile fedakârlık eden bir sistem var karşınızda. Anne, baba, sevgi gibi kavramların müstehcen görüldüğü bir dünyaya uyanıyorsunuz ve işin en kötü tarafı da bu kavramların eksikliğini hissetmiyorsunuz çünkü zaten bu kavramların yarattığı duyguları bilmiyorsunuz. Mutsuz değilsiniz çünkü bu şartlandırılma döneminde size neyi sevip neyi sevmediğiniz, neyin güzel olup neyin çirkin olduğu tek tek öğretiliyor. Siz de ömrünüz boyunca bunları sevdiğinizi sanarak mutlu bir şekilde yaşıyorsunuz. İşin ilginç yanı istikrarı bozacağı düşünüldüğü için hamile kalıp çocuk doğurmuyorsunuz ama ihtiyacınız olduğu zaman yapay hamilelik tedavisi alıyorsunuz. Veya bu dünyada sinirlenmiyorsunuz, mutsuz olmuyorsunuz ama fizyolojik olarak bunları yaşamanız gerektiği için ayda bir adrenalin alıyorsunuz. Yani aslında insan doğasında bunların olması gerektiğini biliyorsunuz ancak aynı zamanda karşı çıkıyorsunuz çünkü toplumsal istikrarın bireyden önce geldiğine inanıyorsunuz.. Kısacası bu distopyada elinizden mutsuz olma hakkınız alınıyor, kendiniz olma hakkınız alınıyor. *Kitaptan çok sevdiğim bir kısmı ekleyerek bitirmek istiyorum incelememi (dikkat spoiler :)) + Ölümlü ve naçizane olanla karşılamak yazgıyı, meydan okumak ölüme ve tehlikelere,
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·574 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2019 16:06
Nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum, kitap hakkında söylemek istediğim o kadar çok şey var ki.. Bu kitabın bendeki yeri çok ayrı oldu ve birkaç yıl sonra tekrar okumak isteyeceğim bir kitap haline geldi. Hikayenin anlatıcısı ölüm, yazar burada çok yaratıcı davranmış. Anlatım tarzı ise daha da orijinal. *Bir miktar spoiler:)* Çirkin bir savaş dönemini tadan güzel hırsızımız Liesel, Öz babası olmadığı halde hem Liesel'e hem okurlara harika bir baba figürü oluşturan Hans, -bu adama gerçekten hayranım, çook ayrı bir sevgi besledim- Ettiği küfürlerle sevgisini gösteren ağzı bozuk, kalbi sevgi dolu (belli etmese de) üvey anne Rosa, Tanıştığı andan itibaren Liesel'den bir öpücük almak için uğraşan ama bu öpücüğü ancak öldükten sonra alabilen Rudy, O dönemde tek suçu Yahudi olmak olan ve Liesel'e çok değerli iki kitap yazan Max, Kitap hırsızımız kitapları rahat çalabilsin diye camın önüne kitap ve bisküvi bırakan Ilsa, Ve daha nice karakter. Gerçekten hikaye o kadar güzel anlatılmış ki hepsini yaşadım, etkisinden çıkamadım, çıkamıyorum. Savaş dönemini düşünün. Sarı saç ve mavi gözün büyük bir ayrıcalık olduğu bir dönem. Çürük elmalardan(!) kurtulmak istenen bir dönem. Yahudilere ekmek vermenin cezasının orduya gönderilmek olduğu bir dönem. Yardım etmezlerse öleceğini bildikleri bir Yahudiye yardım etmek isteyen ailenin, Yahudiyi bodrumlarında saklamak zorunda kaldıkları bir dönem. O bodrumda saklanan adamın aylarca gökyüzüne hasret kaldığı ve Liesel'den hava durumu raporu aldığı bir dönem. (Bkz. "Bugün gökyüzü masmavi, Max. Ve uzun, büyük bulutlar var. İp gibi uzanıyor. Ucunda güneş, sarı bir delik gibi.") Ve tüm bunları anlamaya çalışan küçük bir kız çocuğu. Hayran kaldığım baba bütün bu saçmalıkların farkında ama kızına belli edemiyor. Yine de kızına yapabileceği en
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma