"Şunu tekrar vurgulamak istiyorum: İnsanın kendisiyle ilk ilişki kuran benliğidir. Hem kendisinin hem de o insanın farkına varan benlik, karşısında bulunduğu bu varlığı anlamlandırmak zorundadır. Benlik nesne konumundaki varlık hakkında değerlendirmelerde bulunur: İyi/kötü, değerli/değersiz, sevilen/sevilmeyen, anlamlı/anlamsız gibi. Sen de biraz önce ne dedin? 'Kendi varlığımdan nefret ediyorum.' Nefret ede kim, nefret edilen kim? Nefret eden narsistleşmiş benlik; nefret edilen ise senin hayatın, senin varlığın. Benlik kişinin varlığını bir hafiye gibi izleyerek ölçüp biçer yorumlarda bulunur, anlamlandırmalar yapar. Narsist, yani kendi yaratılmışlık gerçeğini inkâr ederek büyüklenmeci bir tavra bürünen benlik, önündeki kendilik nesnesine, aşılması imkansız mutlak standartlar, ölçüler ve idealler dayatır.: Mükemmel olursan değerlisin. İnsanlar senin hakkında iyi şeyler düşünüyorsa değerlisin veya başarılıysan bir işe yararsın, yoksa bir hiçsindir. Hayat anlamsız ve saçma bir uğraştır; bu saçmalık içinde amacın Tanrısal bir güç kazanmak, kendi yaşamının anlamını yine kendin bulmaktır vs. gibi"