Good night millet!!
Ben millete salça olucam 😈😈 heyy millet!! Where are you?
1000Kitap
heyy! içimdeki eski zaman çengisi... bir iğne deliğinden geçiriyorum dünyayı ve oya gibi düğümlüyorum zamanı kendi parmaklarıma. #alıntıdeğil
1000Kitap
Reklam
Devam ediyoruzzz!!
Heyy! Buzun Üzerindeki Biz okurlarıııı! Yedinci bölümümüz yayındaaaa! Okumayan kalmasınnn, seviliyorsunuz<3 (Yarın sınava girecek tayfaya şimdiden başarılar, umarım emeğiniz başarı getirir size🫶🏻)
Sitare'ye Dair.
Benden uzak kalma diyerek şiire başlıyor şair, yalvarır gibi değil rica eder gibi. Daha sonra Sitare'yi okumaya başlıyoruz. Peki Sitare kim? Yazarın hayatına bir anda giren, uzun kirpikli bir hanım sanıyorum ilk başta. Telaşlı kalabalığın ortasında birbiriyle gülerek sohbet eden ama bir o kadar da utangaç iki genç canlanıyor gözümde. Şair de öyle söylüyor zaten: "Nedim'in nigehban nergisleri gibi üstümüzde bütün nazarlar, Çok utanıyorum Sitare." Sonra diyor ki şair: " Dün oturup hesap ettim, Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim. Sen bilmezsin Sitare, Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih, Geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu." Tam bu mısraları okurken aklıma Sitare'nin kaç yaşında olduğu takılıyor, sonradan anlıyorum ki bahsedilen doğum,Sitare 'nin kendi doğumu değil, şairin onu sevmeye başladığı zaman. Daha bir mektepliyken başını ğöğe kaldırıp izliyormuş Sitare'yi anlayacağınız. Sonra 'Sen bilmezsin' diyor Sitare' ye. Sanki neden orada değildin dermiş gibi. Gündüzler, diyor, çekip durduğumuz bir mercan tesbih,geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu. Bir asker için gece ve gündüz ne ifade eder diye soruyorum kendi kendime. Zihnimin gerisinden bir ses cevap veriyor: 'Gündüzler hayatının son anı olmaya daha yakın, geceler ise bilinmezliklerle dolu. Bu yüzden ki hayatının son anlarına yaklaşmış bir ihtiyar gibi huşu içinde gündüzleri kullanarak zikrediyor. Geceler ise kasvet dolu anlar olarak canlanıyor kafamda. Her akşam saat dokuzda çalan o yat borusu, içinde bulunduğu o huşudan sıyırıp, bilinmezlikle başbaşa bırakıyor şairi. "Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum, Gözlerin mi daha sıcak gûlüyor Yoksa dudakların mı? Anlayamıyorum." Bu dizeler bir veda anını canlandırıyor gözümde, ayrılık anını uzatmak istemeyen ama aynı
HEYY AŞKK NERDESİNNN
Günaydın
Usul usul sevdiğiniz bir insan, yanınızda olsa da olmasa da içinizden çıkmıyor. Bu boş patika, o her köşe başında karşıma çıkmanı beklediğim upuzun yollara benziyor.Bakınca iç açıcı, yeşillikler içinde bir sabah gibi görünüyor burası ama benim içimde bu yolun sonu hep bir belirsizliğe çıkıyor. Her sabah, böyle patikaların bir yerinden aniden karşıma çıkacağını, o bekleyişin nihayet biteceğini umut ederek yürüyorum. Adımlarım canlı görünse de içimde seni her gün biraz daha geride bırakıyormuşum, o yaprakların arasından süzülen ışık gibi yavaş yavaş kaybediyormuşum duygusu var.Ne kadar uzağa yürürsem yürüyeyim, ne kadar dik durmaya çalışırsam çalışayım, sensiz olmuyor; adımlarım hep bir yerde sana takılıp kalıyor.Şu gökyüzünün altında, benim yürümek zorunda kaldığım bu ıssız patika yerine, senin bastığın her kaldırımı kıskanıyorum.Yine de içimde çok karamsar, çok ağır bir hüzünle değil; sadece o yola, o yeşile ve sana duyduğum o bitmeyen sızıyla başlamak istedim güne. Heyy! Günaydın. :)
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam