• https://www.youtube.com/watch?v=sOgoH3jkjDs

    Ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.

    Bir mevsimin kıyısından tutarsan Ruknettin
    Kurak ovalara yağmurlar yağar,
    Ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
    Kalbin şiir olup vadilerini sular.

    Senin de vadilerin vardır Ruknettin!
    Kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
    Kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
    Niyedir,aynalarda azalır sesin.

    Doktorum
    Ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
    Kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
    Üşürsem helak olacağımdan korkarım.

    Doktorum
    Gayya kuyusuna inmek istemem
    Bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
    Aynaları kırarım,suretimi istemem
    Mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
    Ben Allah'ı isterim.

    Ben hep aynalardan geçerim doktor
    Aynalar benden geçer.
    Araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
    Doluşur içine narin böcekler
    Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
    Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
    Ben hep aynalardan geçerim doktor!

    Günahları için ağlayan kim varsa
    Kanatlarıyla okşar onu melekler

    Hep böyle midir
    Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
    Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
    Yarin dudaklarından trenler geçer de
    Kalbiyin istasyonunda durmaz mı
    Sen hiç satrançta yenilmez misin
    Atına binip hep gider misin
    Bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
    Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
    Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
    Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
    Herhalde hep böyledir
    Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!

    Buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
    Konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
    Dua okuduyduk,yağmur dilediydik
    Kalbinizi kuşatmaya geldiydik.

    Hoşgeldiniz.Buyrun.İşte kalbim.
    Adımı unuttuğum zamanlarda RUKNETTİN'im
    Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
    Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.

    Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
    Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
    Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
    Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
    Kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
    Tıkanır,ölür metropollerde.

    Bir çiçeği uyandırmak için mi
    Söner bu ateşgahlar
    Kaldırmak için mi yeraltını
    O derin uykusundan
    Kurur bu göl
    Ne var ve ne oluyor
    Neden türkü söylüyor fesleğenler
    Uzakta biri mi göründü
    Biri İncil okurken düşüp bayıldı mı
    Bir rüya mı gördü yalnız keşişler
    Ne oldu?

    Adım Ruknettin,tanışıyor olmalıyız
    Bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
    Sunmuş olmalıyım kalbimi size
    Bakın!demiş olmalıyım henüz avladım O'nu
    İgvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
    Yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
    Ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
    Bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
    Ay gibi ışıdığında bir aşk
    Bir mevsim yönünü şaşırdığında.

    Hayret etmiş olmalısınız,kalbim
    Hezarfen misali havalanınca.

    Korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
    Çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
    Ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
    Ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
    Sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
    Unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
    Nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
    Gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
    Terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.

    Alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
    Ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
    ''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
    Yarından korkan adam,Ruknettin böyle söyler.

    Siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
    Alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
    Kabaran yağmuru yeraltına
    Ve bir aşkı ayrılığa
    Yakıştırabilir misiniz doktor
    Kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
    Kuşlarla konuşabilir
    Ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?

    Ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
    Bir kitap olup yandı da o
    Külünden zehir kaldı
    Bir hayal olup uçtu da
    Gökte melekler bağırdı
    ''eve dön,eve dön!''

    Döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
    Bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
    Süpermarketler,bankalar
    /yani toplu insan mezarları/
    Üstüme kaldı.

    Size ne denir ey kalbin istilacıları
    Barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
    Alın O'nu da götürün,bir kalbim kaldı.

    Bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
    Cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
    Elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
    Bir mevsimin ortasında kalakaldıydım

    Bakkaldan manavdan değil,
    Cenevizden geliyordum doktor
    O kızın saçlarından geliyordum
    Yitirilmiş bir mahkemeden
    Galiba kalbimden geliyordum.

    Bir güle boyun eğdiren nedir
    O aşk değilse
    Nedir kalbe çıkartılan
    Tutuklama emri,
    Aşk değilse.
    Ah,o sığınaklardan
    Yitikleri toplayan
    Ve düşlere vuran gemi
    Nedir aşk değilse

    Size kendimden bahsediyorum doktor
    Biraz yağmur kimseyi incitmez.

    İyi ruhların arasında dolaşan
    Bir gölgeden sözediyorum.
    Acıdan çatlamış kalbi
    Soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
    Terkedilmiş şizofrenleri
    Kendine çeken vadiden
    Keşişlerin hüznünden
    Ve bir aşk yüzünden
    Ayları karıştıran kişinin
    Tababet-i ruhiyyesinden

    Size kendimden bahsediyorum doktor
    Ben kar yağarken ıslanmam.

    Benim öbür adım rüzgar
    Uğradığım orman
    Değdiğim kalp uğuldar.

    Deki bulunur elbet
    İyi bir hal üzre kaybolan kişi
  • Adımlarken Galata Kulesi'nin
    Daracık basamaklarını
    Uçup uçmayacağını bilmiyordu Hezarfen
    Bir tek şeyden emindi yalnızca
    İnmeyecekti yürüyerek
    Çıktığı merdivenden

    Sunay Akın
  • 😊💞
    GALATA KULESİ ve KIZ KULESİ’NİN AŞKINI BİLİR MİSİNİZ?

    Ben hep diyorum aşk başlı başına güzel varlığıyla.
    Aşka aşık olmayı bilmeli yürekler.Kimi zaman bir canlıya,kimi zaman bir nesneye,kimi zaman var olan her şeye duyulur aşk…
    Aşka aşık olmak mühim olan.
    İşte böyle düşünürken hayatımda duyup da etkilendiğim en önemli aşklardan birini anlat istiyorum size,eminim benim gibi seveceksiniz ve aşkın insan üzerinde değil evrendeki tüm varlıklarda var olduğuna inanacaksınız.
    Geleyim güzel hikayeye…

    "Kız kulesini bilirsiniz şu koca boğazın ortasında yalnız başına,bütün zarafeti,afeti ve güzelliği ile insanı büyüleyen yüzyıllardır var olan şaheser. Güzelliği ve aşklara konu olan efsaneleri ile dillere destandır Kız kulesi ama yapayalnızdır.Var olmuş nice aşklar görmüştür ama kendi hep yalnız kalmıştır yıllarca.Bu yalnızlık onu denizin karanlıklarını görmeye itmiş,ruhunu karartmıştır.Artık ne eski ışıltısı vardır nede denizlerin dalga seslerine,martılara eşlik eden neşesi.Bütün bu yalnızlığı ile sıkılırken,karşısına inşa edilemeye başlayan Galata kulesini görür ve bir anda vurulur bu gösterişli kuleye Kız kulesi.
    Galata kulesi bütün heybetiyle yükseli vermiş kız kulesinin karşısına.Galata kulesi İstanbul’un her bir köşesine hakim ve kudretli duruşuyla öyle yakışıklı gözüküyormuş ki,Kız kulesinin ona vurulmaması imkansızmış.Galata kulesi de ilk gördüğü gün aşık olmuş denizin ortasında duran bu nazlı kıza.
    İki aşık yıllarca bakmışlar birbirlerinin güzelliğine ama nasıl kavuşur nasıl dile getirirlermiş ki aşklarını,arada koca bir deniz varmış.Kız kulesi aşık olduğu heybetli yakışıklıya hislerini anlatamadığı için günden güne daha bir solgunlaşıyormuş,üstelik onun hislerini de merak ediyormuş,ya o sevmezse beni diye kahrından deli oluyormuş.Galata kulesi de aynı merak ve endişe ile büyütüyormuş her geçen gün ona olan aşkını…Galata kulesi dayanamazmış sevdiğini bu halde görmeye ve bir gün ulaştırırım nasıl olsa diye anlatırmış ona hissettiklerini,yazarmış sayfalarca şiirlere,mektuplara…Yazarmış yazmasına ama ne sesini ne de yazdıklarını hiç iletememiş sevdiğine…Düşünüp dururmuş,nasıl ulaştırabilirmiş ki bu sayfaları aşkına…
    Galata kulesi kara kara düşünürken Hezarfen Ahmet Çelebi çıkıvermiş bir gün tepesine ve galata kulesinden Üsküdar’a uçacağını anlatmış bu kudretli kuleye.Galata kulesi yalvaran sözcüklerle rica etmiş Hezarfen Ahmet Çelebiden,Kız kulesine yazdığı mektupları şiirleri ulaştırmasını.Galata kulesinin aşkının gücüne dayanamayan Hazerfan Ahmet bu istediği kabul etmiş.Almış mektupları koynuna ve bırakmış kendini koca kuleden boğaza doğru.Ama çılgın esen rüzgar ile bir oyana bir buyana savrulurken denize düşürmüş mektupları,Kız kulesi merakla izlerken bu çılgın adamı savurduğu kağıtları Galata kulesinin yolladığını hissetmiş ve martılarla şarkılar söyleyerek keyiflenmiş.
    Olan biteni uzaklardan çaresiz izleyen Galata kulesi ise üzüntüden ne yapacağını şaşırmış.Ama görmüş ki dalgalar yardım ediyor aşkına ve mektuplarının tek tek bırakıyor Kız kulesinin kucağına…
    Kız kulesi yalnızlıktan kurtulmanın,aşkına karşılık bulmanın sevinçi ile içine güneş gibi doğan bu haşmetli kulenin karşısında günden güne güzelleşiyor ışıl ışıl parlıyormuş.
    Aşkının karşılıksız olmadığını gören Galata kulesi de yıllara rağmen daha bir kudretli daha bir sağlam süzüyormuş sevdiğini…
    İşte bu aşk yüzünden ikisi de yıllardır güzellikleriyle büyülüyor insanlığı.
    Aşk sadece insanlar arasında,insanlarda olabilen bir duygu değildir demek ki,önemli olan aşka aşık olmayı bilmek…
    Ve Galata kulesinin Kız kulesine olan aşkı gibi sonsuzca ve tertemiz sahip çıkabilmek Aşka…😆😆😆😉
  • Ben uçmayı sonsuzlukta kaybolmak için değil, sonsuzluğun içinde yaşamak için istiyorum.
  • "Çocuklara söylenen küçük beyaz yalanlar yüzyıllar boyunca birikir, önce gri, sonra kapkara bir renk alır, bilgi kirliliği toplumun geçmişini ve geleceğini karartır. Bu yaşa geldik yeni duyuyoruz, meğer Hezarfen gerçekte uçmamış, Fatih gemilerini karadan yürütmemiş, Osmanlının Kayı soyundan olduğuna dair kanıt
    yokmuş, Atatürk dokuzu beş geçe ölmemiş, tören rahat yapılabilsin diye Bayar saati ileri almış, Hz. Isa çarmıha gerilmemiş, onun
    kutsal kefeni diye sunulan şeyi Leonardo Usta yapmış, Marie Antoinette 'Pasta yesinler' dememiş ve Topkapı'daki Kutsal Emanetler gerçek olmayabilirmiş. Bunların bazısı doğru, bazısı yanlış belki;
    yanlışsa, milletin kafasını karıştırmak niye? Belki de bunların hepsi masum bir kadına atılan iftira kadar kara değil. Komşunun namusuna yönelik küçük masum bir yalan, mahvedici bir katrana
    dönüşebilir her zaman. Sonra tutup öldürüyorlar kızı. Ulan senin her tarafın riya, kıza kızmak reva mı? Herkes, her zaman, herkese yalan söyledi, sonra fatura bir kadıncağıza kesildi. İki yüzlü aile
    meclisleri tek celsede karar verdi."