Gül

Gül
Mona Roza Müteferriç
Reklam
Sunu hatirlamak gerekir ki her baglanma bir serbestlik, her serbestlik de bir baglanma gerektirir. Çünkü kisi baglandiginin kulu; baglanmadiginin azatlısı olur. Bağlanma irâdi bir fiildir, yani isteyerek, kastederek baglanilir. Bağlı olan ise bağımlı olur. Biz de Yaradan'a bağımlı, diger varlıklardan bağımsızız. Çünkü kelime-i tevhiddeki "lâ" önce bütün bâtil bağları yok eder, sonra "illa" diyerek yegâne bağ olan Allah'i tasdik eder. Zaten Allah'a bağlanan kisi diger ilah, put, idol kildiklarini sıfırlar. Çünkü Rab-bimiz serik kabul etmez. Tektir, Yegânedir, Birdir.
Inananlar son iki asirdir kendilerini Batı karsısında aşağı gördükçe üstüne basina, diline lugatina, servete kudrete abandilar. Kendini kaybetmenin bir sonucudur bu... Bu sekilde dini ahlâktan uzaklastirdilar, dini sadece gösteristen ibaret "güç, kudret, devlet" gibi kavramlara indirgediler. Ahlâk dinin içinden boşalınca bir kabuktan, söylemden ibaret kaldi.
Aslında bakarsaniz birçoğumuzun görünmeyen yüksek topuklu ayakkabıları var. Hazmetmedigimiz, hak etmedigimiz, lâyik ve ehil olmadigimiz yüksekliklere erismek istiyoruz. Ayağımızın altına kutsal ilkeleri, kisiligi, insanlari alarak yükselmeye çalışıyoruz. Devlette de, sirkette de, okulda da, sosyal medyada da durum böyle..
Reklam