Topkapı Saray'ndan sonra yapılan Dolmabahçe gibi saraylar Batı tarzındadır ve çok daha ihtişamlıdir. Oysa Dolmabahce'de yaşayan sultanlar, Osmanl'nın en zayıf sultanlarıdır. Osmanlı'nın ne zaman tekrar güçlenmeye başladığını anlamak için Dolmabahçe'yi terkedip Yıldız Sarayı'nı tercih eden hükümdara, yani 2. Abdülhamid'e bakmak gerekir. Yildiz Sarayinın mimari tarzı Topkapı'dan farklı ve Avrupai'dir. Fakat hâkim olan hava oldukça mütevazidir. Bu sarayı kullanan Abdülhamid büyük bir reformcuydu, çünkü Osmanlı uygarlığının temel ilkelerini günün gerekleriyle sentezleyerek canlandırmaya gayret ediyordu. Onun Ertuğrul Gazi Türbesi ni restore ettirmesi ve Süleyman Şah Türbesi'ni yaptırması bu nedenledir.
Osmanlı sultanlarının pek çoğu sufi idi. Fakat bu, onların manevi isleri devlet islerinden ayırmalarına engel değildi. Fâtih, fetihten hemen sonra sultanlığı bırakıp, İstanbul"'da bir semte adinı veren Vefa hazretlerine dervis olmak istemişti Bu veli, "Sen saraya geri dön, senin dervişliğin insanlanı iyi yönetmektir" diyerek onu reddetmisti. Kanuninin sütkardesi Yahya Efendi de büyük bir seyh idi. Kanůni zaman zaman onu ziyaret edip nasihatlerini alırdı.
Osmanlı sultanları arasında sanatçı olanı pek çoktur Fâtih, Yavuz, Kanuni, 4. Murad, 1. Mahmud, 3. Selim iyi sairlerdi. 3. Selim, 2. Mahmud, Abdülaziz, Vahdeddin bestekarlardı. 2. Bayezid, 3. Selim, Abdülmecid başarılı hattatlardı, 1.Mehmed yay ve kiris ustasıydı; Yavuz ve Kanûni iyi kuyumculardi. 3. Murad ok yapardı; 3. Mehmed kaşık ustasıydı, okçuların kullandığı özel yüzükler yapardı. Sultan Abdülhamid çok usta bir marangozdu; çicekçiliğe de meraklıydı. Yildiz Saray'na dikmek için ylda 30.000 saksı çicek satın aldığ söylenir.
Benim şu hayatta yaptığım en iyi 2. iş, ki beni bilirsin kendimle ilgili çok hoş düşüncelerim yoktur.. Benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş, oltamın ucuna uçurtma takıp gökyüzü avlamaktır… Benim şu hayatta yaptığım en sonuncu iş, kafamı duvarlara çarpıp çarpıp nihayet anlamaktır. Diyeceğim o ki kanrevan bir ahmalıktır…
Akıl kavrar, muvazene inceler, tartar, ölçer biçer. Peki,zihin ne yapar? 0 da kavranan, ele gelen ve ne olduğu ölçüler nesneyi ve imgeyi alıp depolar. Bu yüzden zihin bir ambardır bir işleme yeri değildir.