millerrhaynis

millerrhaynis
ıntj books-movies-games
ilahiyat (ing.)
Marmara University
28 okur puanı
Mart 2025 tarihinde katıldı
Müslüman âlimlerin şu sözü burada anlamını bulur: "Kur'ân-ı Kerîm'deki her kıssa, senin iç dünyanda yeniden yaşanır." Firavun nefsindir, Musa hakikat arayışındır. Nuh direnişindir, İblis kibrindir. Yûsuf, güzelliğin ve inceliğin, kardeşlerinin ihaneti ve çevrendeki tüm imtihanlardır. Kur'ân-ı Kerim'in anlattığı her hikâye, aslında senin içinde sahnelenen metafizik bir tiyatrodur. Kur'ân-ı Kerîm kıssalarında her sembol ruhun dilinde konuşur: Deniz, korkunun derinliğidir. Ateş, arınmanın sahasıdır. Dağ, dayanmanın ağırlığıdır. Kuyu, yalnızlığın metaforudur. Gemi, kurtuluşun ve yol, kaderin sembolüdür. Kitap bu sembollerle insanın ruhuna dokunur, zira kalp sembolle düşünür. "Biz sana kıssaları anlatıyoruz ki kalbin pekişsin." Çünkü hakikat yalnızca kelimeyle değil, sembolle taşınır. dipnot: mükemmel bir kesit, şüphesiz kuranı diğer kitaplardan ayıran en önemli özellik budur. Kuran size detay vermez, tarihi olaylara boğmaz. Allah sana yüz yıl öncesinden mesaj bırakmıştır kıssalarla. Kimi peygamber ihanetle kimisi yalnızlıkla kimisi sabırla imtihan olmuştur. Allah, en sevdiği kuluna bile vermiştir sıkıntıyı. İnsan olmanın ruhu da acıdan gelir ki arınıp Anka misali tekrar doğasın.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tekâsür (Çokluk Yarışı), yalnızca biriktirmek değildir, kendi iç boşluğunu doldurmaya çalışmaktır. Biriktiriyorsun çünkü eksikliğini hissediyorsun. Ama ne kadar doldursan da sızdıran bir kalbe sahipsin. Zira maddeyle do- yurulan ruh suyla değil, ateşle beslenir. Deniz suyu gibi içtikçe daha çok susatır. İşte Kur'ân-ı Kerîm tam bu noktada seslenir: "Dur. Doldurmaya çalışma. Boşluğunu gör çünkü o boşluk senin insanlığındır." Bu âyet, modern insanın nabzını tutar: "Bir aç gözlülük saplantısı içindesiniz..." Yani elinizde çoğaldıkça kalbinizde azaldınız. "Ta ki kabirleri ziyaret edinceye kadar." (Tekásür Süresi, 2) Kabir burada sadece ölüm değildir, bir tür ruhsal tükeniştir. Yaşarken ölmektir, yavaş yavaş, fark edilmeden...
Sayfa 210·Kitabı okudu
İnsanın cevheri topraktır; bu yüzden insan mütevazı olmak zorundadır. Topraktan gelen, toprak gibi olgunlaşır: Sessiz, yumuşak, güçlü, sabırlı. Ama insan yalnız beden değildir; bir de sessiz, görünmez bir yaratılış daha vardır: Ruhi yaratılış. "Ben ona ruhumdan üfledim.” Bu üfleme, insana halifeliği giydiren sırdır. Toprak bizi yere bağlar, ruh bizi göğe. Bu yüzden insan hem düşer hem yükselir hem toprak kadar ağır hem nefes kadar hafiftir. Kalpteki gelgitlerin, kararsızlıkların, çelişkilerin sebebi budur: Biz hem toprağız hem nefesiz hem bedene mahkûmuz hem ruha davetliyiz. “Aşama aşama sizi yarattık.” (Hac Sûresi, 5) Nutfe... Alaka... Mudğa... Sonra kemik, sonra etle kaplı bir be- den... Ardından çocukluk, gençlik, olgunluk, ihtiyarlık... Bütün bu evreler tek cümleye çıkar: İnsan tamamlanmamış bir varlıktır.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Ne garip! Bizi yoğuran, şekillendiren şey kederlerimiz, yaralarımız, düşüşlerimizdir Ve biz onlardan geçerken daha güçlü ama daha sade; daha dirençli ama daha alçakgönüllü çıkarız. Cam, ancak kırıldığında ışığı dağıtır. Gam, işte o kırığın içinden ışık sızdırır. Gam insanı çökertmez, sadeleştirir. Daha az parıldarsın fakat daha çok aydınlatırsın. Daha az konuşursun ama daha derin duyarsın.
Sayfa 184·Kitabı okudu
İmam Ahmed bin Hanbel'e "Sizi eleştiren birinin meclisinden geliyoruz" dediler. Cevabı, asırlar ötesinden hâlâ bir ahlak manifestosudur: "Sâlih birinin beni eleştirmesi bana ancak hayır getirir."
Sayfa 105·Kitabı okudu