Son zamanlarda okuduğum kesinlikle en iyi kitaplardan biri. Okurken kendimden o kadar çok şey buldum ki mahalledeki Ayşe teyzenin, Hasan amcanın ağzından okuyormuşum gibi hissettim. Dili çok yalın, fazla uzun cümleler bile kurulmamış.
"...Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime..."
Ethem, Ekrem ve Emin adında üç erkek kardeşin başta eşleri ve anne-babaları olmak üzere bir aile zinciri herkese mikrofon tutularak, herkesin ağzından tüm olayları dinliyoruz. Yer yer birine hak veriyorsunuz, bazen diğerini dinlediğinizde "evet bu haklı" diyorsunuz. Yavaş yavaş okurken bir bakmışsınız ki kitap bitivermiş.
Kitapta bir haklı yok, herkesin ağzından onların hayatlarını okuyoruz. Bazen Ethem'e bazen Emin'e bazense Nurten'e hak veriyoruz. Ancak kitap sana tek bir bakışla yetinme, gözlerini aç ve herkesin ağzından dinle diyerek sırayla karakterlere mikrofon tutuyor. Herkesin derdi, içinde tuttukları yavaşça dökülüveriyor ve yumak yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.
Hepimizin derdi yok mu? Elbette var. Ancak bazen sahip olduğumuz derdin muhatabınında bir mikrofona ihtiyacı var. Örneğin biri bana derdini anlattığında eğer o kişiden değilde karşı taraftan dinleseydim ona hak verecekmişim gibi hissediyorum. Çünkü hikâyelerde doğru yok, karşı tarafın anlamlandırdığını herkes bambaşka yorumlayabiliyor ve bu da o kişi için doğru sayılıyor. Hikayenin genel zincirinde o haklı oluyor. Bu kitap bunu bana apaçık gösterdi.
Karakterler kendi ailenizden biri bile olabilir. O kadar yakın hissettiriyor ki. O kadar sevdim ki bayıldım bu kitaba! 🩶
SPOİLER!!!!
Burası spoiler kısım. Çünkü karakterler hakkımda yorumumu paylaşacağım. Karakterlere tamamen bu yaşıma göre eleştiri yapacağım. Çünkü hiç onların