hatice harput

hatice harput
@hgonca20
6 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tembelozof
Felsefe düşünmeye vakti olanların işidir. Yunan filozofları ne bilsin sabahtan akşama kadar gürültünün, stresin içinde doğru düzgün dinlenmeden çalışanları. Temel ihtiyaçlar hiyerarşisini geçememiş işçi sınıfın düşünecek vakti yoktur. Ne kendi dünyasının travmalarını bilir ne dış dünyanın dertlerine yoğunlaşacak zihne sahiptir. Onun sadece işe gitmek gelmek, karnını doyurmak ve dinlenmek üzerine kurulu bir düzeni vardır.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Hayatta kendi başına ufacık bir zorluğu bile taşıyamamış insanların başkasının yıllarca üzerinden atamadığı yükün yük olduğunu bile anlayamadığı halde nasıl düzelebileceği konusunda akıl vermesi çok aptalca bir şey.  Hayırdır sen kimsin, diye sorarlar öylelerine. Ne yaşamıssın da akıl hocası kesilmişsin. Cahilin kendine güveni sanırım.  Gören yardım ediyor sansın. Yardım eli uzatmak ayağına karşısındakinin duygularını gereksiz görmek, eylemlerini küçümsemek aslında yapılan. Küçücük yaşantısıyla büyük laflar ediyor oluşuna göz deviresi geliyor insanın.
Duygu ve Düşünce
İnsan bazen en zayıf, en kırılgan noktasını anlatmak ister. İnsanların o zayıflığından yararlanabileceğini bildiği halde neden anlatır ? Bir umuda tutunur. O zayıf noktayı gören anlayan ve yanında olan biri olur mu ki diye? Duygular dolup taşmıştır. Tercihleri belki de kimsenin kolay kolay deneyimleyemediği tercihler olmuştur. O noktada verdiği kararlar onu kırılganlaştırmış ve diğerlerinden soyutlamıştır. Yalnızlaştırmış, mantık ve akıl süzgeci bir anlığına kapanmış tutunacak bir elin varlığını aramıştır. Herkes farklı hayatları yaşıyorken kimse birbirinin yaşantısını deneyimleyemez. Anlaşılma beklentisine girmek insanı mutsuzlaştırır. Çünkü kimse tam olarak anlaşılamaz. Neden ufacık bir anlaşılma ihtiyacına sarılır insan? Bu insanın doğasında olan bir şey midir? Yoksa yanlış ortamlarda kendi dengini aramanın aptallığı mıdır? Belki de o zayıf nokta karşısında güçlü durduğunu bir kanıtlama ihtiyacıdır. Kendi zayıflığını saklamaktan korkmamaktır.  Mücadeleci kimliğinin altında yatan özgüven aptallık çizgisinde gelip gitmektedir. Tercihlerinin arkasında durmanın verdiği bir dik duruş ama altta yatan çok hassas bir yüreğin insanlardan gelebilecek en ufak bir merhametine tutunma çabası.  Merhamet dilenmeden kendi zorluklarını anlatarak merhamet beklemiştir ama tablo aynıdır. Kendine gösteremediği şefkati başkası da ondan esirgemiştir. O zayıf noktayı kendinden olmayan bir uzuv gibi görmek ve kabullenmemek itmiştir onu anlayışsız kurtlar sofrasına.
Duygu ve Düşünce
Farkındalık
Geçmişte yaşamak yerinde saymaya benzer. Bir adım öteye gidemezsin. Seni değiştirmez, geliştirmez. Sana umutsuzluk vaadeder. Keşkelerinle bir döngüye girersin. O keşke yapmasaydım söylemeseydim dediklerin şu anki senin evriminin bir parçasıydı. O andan öğreneceklerin vardı, belki öğrenmeye devam ediyorsun. Benzer sınavlarla sınanıyorsun.  Belki ders çıkardın, farklı sınavlara sınavlara giriyorsun. Kaç sınava gireceğin belirsiz. Sen kendi kimliğini inşaa ediyorsun. Ruhunu, zihnini zenginleştiriyorsun. Düşünsene yaraların varsa hayatı anlamlandırabilirsin. Yaşantın ne kadar dersler barındıyorsa o kadar güçlü, çok yönlü bir kimlik taşırsın. Her an çıkarıp gösterirsin kendinde olan o dolu dolu cevheri.  Farkındalığı yüksek, ön sezileri gelişmiş muhakeme becerisi üst düzeyde olan birey. Artık yara almadan gelişirsin. Önce kendi hayatını okumuşsundur sonra başkalarınınkileri. İnancının da dediği gibi "Oku". Neyi okumalısın? Önce kendini sonra çevreni sonra da dünyayı. Anlam aramak, bulmak uğruna. İnsan anlamak için yaratılmış tek varlık. Varlığımızın yerini tam anlamıyla bulmak için  oku, farket, anlamlandır, kelimelere dök .
Duygu ve Düşünce
Tekâmül
Zaman her şeyin ilacı derler. Tekamül zaman alır. Yaraları sarmak için tecrübelerde derinleşmek gerekir. Kendine, olaylara, insanlara bakışın değişir. Kırgınlıklarının aslında o kadar da yaralamadığını farkedersin. Ağlayacaksan bile geçmişteki hislerin aklına gelir onu içselleştirip ağlarsın. Aslında şu anda o kadar yaralamaz. Büyümek,  olgunlaşmak o kadar özgür hissettirir ki insanı hafiflersin. Zihnin akıp gitmiştir, saplanıp kalan kötümser bakış açısına çarpmadan. Duygu dalgalarına izin vermişssindir. İçinden geçirirsin artık bu cümleleri; Evet, ben yaşadım, hislerim böyleydi önceden, o anki halimi kucakladım, sarıldım ona. Çevremdekileri de ayrıştırmadan anlamaya çalıştım. Herkesin göreceği çok sınav vardı.  Onlar da kendi yolculuğunda doğru ya da yanlış bir şekilde yaşıyorlardı. Herkes kendine yapıyordu aslında ne yaparsa. Affettim sonunda. Çünkü beklentisizlik mutluluktu. Omuzlarımda yük olmamalıydı kimse. Hayat yeterince zorken anladım ki olumsuz düşünceler için zaman yoktu. Kuşlar ötüyor, çicekler gülümsüyordu. İnsan günden güne evriliyordu. Değişiyorduk, gelişiyorduk, büyüyorduk.
Duygu ve Düşünce
Reklam