Sessiz oturabilir miyiz seninle
Aramızda yaprakların hışırtısından
Ve ceylanların hayata çıkışından
Başka bir ses olmadan
Beni sessiz de sevebilir misin
Yağmur almış toprağı
Ve üşüyen kainatı dinlerken
Araya dünya sözleri karışmadan
…
Sessiz oturabilir miyiz seninle?
M. Kemal Sayar
“Carl Gustav Jung’un ‘Kırmızı Kitap’ından aslında neyine değişmesi gerektiğine dair satırlar: “Birbirini izleyen anlamlar şeylerde değil, sendedir. Sen ki hayatın parçası olduğun sürece bir çok değişimin öznesisin. Şeyler de değişir ama sen değişmezsen bunu göremezsin. Değişirsen dünyanın yüzü değişir.”
“Can ne zaman sıkılır? Belki en çok huzuru arayıp bulamadığında... Muhtemel daralma ihtimallerini ortadan kaldıracak genişliklere ulaşamadığında... Kendini hayatın içinde koyacak, yumuşaklığına başını yaslayacak, sırtını dayayacak anlamlı bir yer bulamadığında... Şeylerin anlamlarıyla görünür halleri arasında inandırıcı bir yakınlık, bir irtibat, bir özdeşlik kuramadığında... Söylediği söz, o söze yüklediği ürkek anlam gidecek yer bulamadığında... Yeryüzünde içinin soğukluğunu giderecek kadar bir sıcaklık bulamadığında... İçinde biriken sıcaklıkla hiç kimseyi ısıtamadığında... Herkesin doğru sayıldığı yerde yanlış görünmekten kurtulamadığında... Herkesin yanlış olduğu yerde doğruya tutunup ayağa kalkamadığında... Herkesin gittiği tarafa gitmeyip, sonra gidecek başka bir yer bulamadığında... Gönlüne dokunan şeylere aynı şekilde uzanıp dokunamadığında... Noktanın konduğu yerlerde cümleleri, notaların sustuğu yerde şarkıları bitiremediğinde... Efkârı dağ olup biriktiğinde, sonra çığ olup üstüne yürüdüğünde... Bir şeyin aslını anlayamadığında ya da anladığında...”
Gökhan Özcan
…
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...
…
Nazım Hikmet Ran