Olaylar gönlümüze göre gidince, onları biz böyle yürütüyoruz sanırız. İnsanoğlunun mutluluk budalalığı işte... Ama olaylar bizim isteklerimize karşıt çıkınca, acı gerçek kafamıza dank eder.
Sıkıldığınız, bunaldığınız herhangibir gece, sizi bir elektrik direğinin dibinde, bir durakta, bir kahvede, bir iskelede bekliyorum. Bunalımlı bir zamanımda siz de beni bekleyin. Bir garda, bir vitrin önünde, bir rıhtımda sizi arayacağım. Sizi öyle gereksiniyorum ki, sizin beni gereksindiğiniz kadar...
Babalık, kocalık, ev işleri, geçim derdi, sorun, şu, bu, aklınıza gelen gelmeyen bütün bağlarınızdan yalnız bir akşamcık kopuverin. Böylece başkalarının olmaktan kurtulup kendi kendinizin olun.
Kafakan Beyin ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar. Buna kimse aldırış etmedi.
Halk,
–Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye başbakan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun.. diyordu.