Kendimizde ve yakınlarımızda depresyonun varlığını görmezden gelmek -ki günümüzde buna reddetme deniliyor- öyle güçlü bir duygu ki, siz gerçekten pencereden dışarı uçana kadar, herkes bir sorununuz olmadığını düşünmeyi yeğliyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendimi öldürmek istemiyordum. En azından o zamanlar. Ama gerekirse, ıstırabım çok fazlalaşırsa kendi bedenime zarar verebileceğimden emin olmak istiyordum. Ve işte bunu yapabiliyordum. Bunu bilmek beni sakinleştirdi, bir güç duygusu verdi ve boş zamanlarımda bacaklarımı çizmeye başladım.
Yaşama gücüyle dolu bütün o enerjim nasıl oldu da ölüm isteğine dönüştü? Çok gelişmiş super-egom kovalar dolusu o pis id akıntısında ne çabuk yok oldu?
Bazı felaket anları, kısacık bir anın içinde patlayıverir ve görüş berraklığına yol açar: Yumruğunuzu bır pencere camına vuracak olsanız, kan ve kırmızı lekeli cam kırıkları her yere saçılır; bir pencereden düşseniz kemikleriniz kırılır ve yaralanırsınız. Dikişler atılır, alçıya alınırsınız, sargı bezleri ve antiseptik yaraları korur ve onarır. Fakat depresyon, ani bir felaket değildir. Daha çok kansere benzer: Başlangıçta oluşan uru dikkatli bir göz bile göremez ve bir gün -baam!- beyninizde veya midenizde veya omzunuzda üç kiloluk ölümcül bir ur vardır ve kendi bedeninizin ürettiği bu şey, sizi gerçekten öldürmeye çalışmaktadır. Depresyon buna çok benzer: Veriler, yıllar boyunca, yüreğinizde ve aklınızda yavaş yavaş birikir ve sisteminizde yaşamı giderek daha da çekilmez kılan, tümüyle olumsuz bir bilgisayar programı şekillenir. Ama siz bu gelişmeleri farketmezsiniz, bunların bir şekilde normal olduğunu, büyümekle, sekiz yaşına veya oniki veya onbeş yaşına girmekle ilgili şeyler olduğunu sanırsınız ve bir gün bütün yaşamınızın dayanılmaz, yaşamaya değmez ve korkunç olduğunu, insanlığın bembeyaz tarihinde kara bir leke oluşturduğunu farkedersiniz. Bir sabah, yaşamaktan korkarak uyanırsınız.