Kitap yazarın imza tarzını barındırsa da bazı yönleriyle okuma keyfini ciddi anlamda gölgeleyen bir yapıt olmuş.
Kitabın en çok eleştiriye açık ve beni en çok rahatsız eden kısmı, şüphesiz öğretmen-öğrenci ilişkisinin işleniş biçimiydi. Yazarın diğer kitaplarında da zaman zaman sınırları zorlayan, etik dışı ya da karanlık temalara alışkınız; ancak bu romanda kurulan o çarpık ilişki ve bunu aktarırken başvurulan aleni cinsellik içeren cümleler ne yazık ki anlatıyı biraz ucuzlaştırmış.
Kurgunun temposuna gelecek olursak; ilk yarıyı oldukça sıradan, hatta düz bir çizgide okudum diyebilirim. Merak unsuru ilk başta o kadar azdı ki sayfaları çevirmek için büyük bir heyecan duymadım. Fakat ikinci bölüme geçtiğimizde, nihayet aşina olduğumuz o sürükleyici McFadden kalemiyle karşılaştım ve bu geçiş kitaba olan ilgimi yeniden canlandırdı.
Ve tabii ki final... Yazar, yine asla tahmin edemeyeceğimiz, ters köşe bir sonla hikayeyi noktalamayı başarmış. Kitabın en tatmin edici ve benim en sevdiğim kısmı ise Nate’in nihayet hak ettiği cezayı bulmuş olmasıydı.
Genel olarak ilk yarısının durağanlığına ve sınırları zorlayan etik dışı ilişkisine rağmen, ikinci yarıdaki temposu ve çarpıcı finaliyle bir şekilde kendini okutturan bir McFadden romanıydı.