Bu kitabın kötü olduğunu söyleyen o kadar yorum gördüm ki… Ya gereksiz uzatılmış denmiş ya da "ikinci kitaba ne gerek vardı" tarzı yorumlar çok fazla vardı. İlk kitap benim için aşırı iyiydi o yüzden ikinci bir kitabının olması beni heyecanlandırsa da bu yorumlar yüzünden beklentim biraz düşmüştü. Ama… cidden diyorum beklentimi baya aştı. Okuduktan sonra da yapılan olumsuz eleştrileri hala anlamadım.
Kıyas yaparsam ilk kitabı bir tık daha çok seviyorum ama bu kitabı da resmen soluksuz okudum. İlk kitabın sonu zaten devamının geleceğini ve hatta gelmesi gerektiğini açıkça söylüyordu bence.
Özellikle son kısımlarda… ben de Victor gibi defalarca gidip geldim resmen. Sonunda ne olacağını asla tahmin edemedim. Yazarın anlatım tarzıyla birleşince iyice akıp gidiyor. Yine birden fazla karakter, yine zaman atlamaları… ama asla kafa karıştırmıyor. Gerçekten dengeli ve sürükleyici bir anlatım var yazarın.
Karakterlere gelirsek...
Victor kesinlikle favorim zaten bunu ilk kitapta da söylemiştim. Syd ile olan ilişkisini okumak aşırı keyifliydi. Eli ile olan sahneler için bile bu kitap okunur bu arada. Eli’ın geçmişini daha detaylı görmek de çok iyi olmuş. En azından neden böyle biri olduğunu daha iyi anlıyoruz. Hâlâ fanatik, hâlâ sinir bozucu ve tehlikeli ama Victor’la karşı karşıya geldikleri anlar… aşırı iyi yazılmıştı, ben çok keyif aldım okurken.
Yeni karakter Marcella da bence güzel bir ekti. Ahlak falan zaten yok bu evrende, kimde var ki zaten? O yüzden yadırgamadım. Ama biraz hızlı harcandı gibi hissettim, o kısım biraz “oldu bittiye geldi” gibi.
June’a gelirsek… Syd’i rahat bırak ya gerçekten. Aşırı rahatsız edici bir takıntısı vardı. Üstelik geçmişi, motivasyonu falan da tam verilmedi. O yüzden karakterle bağ kuramadım. Büyük ihtimalle üçüncü kitapta daha fazla