Eskiden aşkı ev gibi düşünürdü. Bir kez inşa edildi mi, insan sonuza dek orada yașamak zorundaydı. Oysa şimdi aşkın sürekli yeni, düşmanların ortaya çıktığı ve bitmeyen çatışmaların yaşandığı bir savaşa benzeyip benzemediğini düşünüyordu. Aşkta kazanmak, bir savașta başarı elde etmekten çok, mücadeleye devam etmekle, sevdiğiniz kişiyi uğrunda tekrar tekrar ölmeye razı olduğunuz kişi olarak seçmekle ilgiliydi.
Bence herkes için mutlu bir son vardır. Ancak bu sonların her zaman bir kitabın son sayfasını takip ettiğini ya da herkesin sonsuza dek mutlu sonunu bulmasının kesin olduğunu düşünmüyorum. Mutlu sonlar elde edilebilir ama onları elde tutmak zordur. Mutlu sonlar, geceden kaçmak isteyen rüyalardır. Onlar kanatlı hazinelerdir. Sürekli peșine düşülmesi gereken delişmen, vahşi, pervasız şeylerdir, yoksa mutlaka kaçıp giderler.
Ve bu arada, eğer sen bunu yapacak cesarete ve bir şeyler uyduracak hayal gücüne sahipsen hayattaki her şey yazılabilir malzemelerdir. Yaratıcılığın en büyük düşmanı kendinden şüphe duymaktır. Ve sen bu yaklaşan özgür olma, bu kocaman muazzam insan yiyen dünyanın karşısına çıkma gereğine öyle bir kafayı takmışsın ki felç olmuşsun: bütün bedenin ve ruhun, kendini belirli bir hayata adamak zorunda olmana karşı çıkıyor.
Sayfa 423 - Kırmızı Kedi Yayınevi 12. basım·Kitabı okudu