Dr.Hikmet Kızıl

Dr.Hikmet Kızıl
@hikmetkizill
Hayatın gürültüsünde sükûneti, kelimelerde ise insanı arıyorum.
Edebiyatçı yazar editör... Profesyonel çay içici.
Doktora
92 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Reklam

Dr.Hikmet Kızıl

, bir kitap okudu
Puan vermedi·672 syf.··
2026 13. kitabı
Füruzan
8.7/10 · 830 okunma
Puan vermedi·672 syf.··
2026 13. kitabı
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; bir dönemin kalp atışlarını, suskunluklarını ve kırılgan umutlarını da taşır. 47’liler tam olarak böyle bir roman. Füruzan, 1947 kuşağının gençlik hayallerini, politik çalkantılar içinde savrulan hayatlarını ve içsel yalnızlıklarını son derece sahici bir dille gözler önüne seriyor. Romanın merkezinde yer alan Emine karakteri, sadece bireysel bir kahraman değil; aynı zamanda bir dönemin simgesidir. Onun yaşadığı aşklar, hayal kırıklıkları ve arayışlar, aslında bir kuşağın kendini var etme mücadelesinin yansımasıdır. Füruzan’ın anlatımı ise yalın ama derin; duyguyu abartmadan, ama eksiltmeden aktaran bir ustalık taşır. 47’liler, idealler ile gerçekler arasındaki o sert çarpışmayı anlatırken, okuyucuyu da kendi hayatına dönüp bakmaya zorlar. Kimdik, ne olmak istedik ve neye dönüştük? Belki de romanın en sarsıcı tarafı, bu soruları sessizce zihnimize bırakmasıdır. Bu eser, yalnızca bir dönemi anlamak isteyenler için değil; insan ruhunun kırılganlığını, direncini ve yalnızlığını hissetmek isteyen herkes için okunması gereken bir roman. “Bazı kuşaklar hayal kurmakla cezalandırılır.”
47'lilerFüruzan · Milliyet · 1979830 okunma
Annem, Babam ve Ben
Puan vermedi·96 syf.··
2026 12. kitabı
Bazı kitaplar hacim olarak incedir ama insanın içinde ağır bir yankı bırakır. “Annem Babam ve Ben” tam da böyle bir eser. İrfan Yalçın, bir çocuğun gözünden anlatılan bu hikâyede yoksulluğun yalnızca ekonomik bir durum değil, aynı zamanda ruhsal bir iklim olduğunu gösteriyor. Romanın merkezinde; hastalığı nedeniyle yatağa mahkûm edilmiş bir baba, hayatın yükü altında silikleşmiş bir anne ve bütün bu dünyanın ortasında olup bitenleri anlamaya çalışan bir çocuk vardır. Bu küçük evde sadece insanlar değil, kaygı, yoksulluk ve sessizlik de birlikte yaşar. Anlatıcı çocuk, gördüklerini büyük bir sadelikle aktarırken okur da bu evin kapısından içeri girer ve o ağır atmosferi hisseder.  İrfan Yalçın’ın dili yalın ama etkileyicidir. Büyük cümlelerle değil, küçük ayrıntılarla kurar hikâyesini. Kömür trenlerinin geçtiği isli bir şehir, savaşın gölgesi ve yoksul bir sokak… Bütün bu arka plan, ailenin dramını daha da görünür kılar. Yazarın başarısı da burada ortaya çıkar: Okura büyük olaylar değil, küçük hayatların derin acısını gösterir. Bu romanı okurken insan, çocukluk denen şeyin her zaman masum ve neşeli olmadığını anlıyor. Bazen çocukluk; yoksulluğun, hastalığın ve çaresizliğin ortasında büyümek demektir. “Annem Babam ve Ben”, tam da bu yüzden kısa ama unutulmaz bir metin. Okuru sarsan ama aynı zamanda insanı derinden düşündüren bir roman.
Annem, Babam ve Benİrfan Yalçın · h2o Kitap · 201929 okunma