“ İçinde yaşadığımız dünyayı biz seçmiyoruz. Lakin bu dünyanın bizim içim güzel, sevimli ve yaşamaya değerli veyahut çirkin, karanlık ve ızdırapların kaynağı oluşu bize bağlı bir keyfiyettir. Bizim asıl dünyamız, bu ikincisidir.” (Varoluş Felsefesi)
"Elbette buna da alışırım. İnsan nelere alışmaz ki?...Zaten hayat dediğimiz bu kapalı dairenin asıl mucizesi, bu alışmak değil miydi? En sevdiğimiz mahlukları bile kaybetmeye alışmıyor muyuz? Günlerce, aylarca, senelerce görmemeye, mutlak, kati bir gurbet içinde yaşamaya alışmıyor muyuz? (Hikayeler)
"Japon çocuklara yemekleri öğretmek için bir yöntem geliştirmişler. Yemekleri üç gruba ayırmışlar. Kırmızı grup: Bedenimizi geliştiren yiyecekler yani proteinler. Sarı grup: Enerji üreten yiyecekler yani karbonhidratlar. Yeşil grup: Bedenimizi iyileştiren yiyecekler yani vitaminler. Biz de diyebiliriz ki aslında acılar da üç çeşittir: bizi büyütenler, bize güç kazandıranlar, bizi iyileştirenler."
"Dua etmek, yalnızca Allah'tan yardım dilemek demek değildir. O, aynı zamanda problemi kendimize açıklama işini de görür. Dua eden, yaşadığı sorunu cümlelere dökerek belirginleştirir ve böylece karışıklık hissinin ağırlığından uzaklaşmış olur."