İsmine aldanarak ve içeriğini merak ederek okumaya başladığım kitaba katlanabilmem 22. sayfayadaki şu ifadeye kadar sürdü: “Kadınlardaki en hatalı yargılardan biri, arkadaşını evli bir erkekle ilişkide görünce yaptığıdır. “Hiç evli biriyle birlikte olunur mu?” diye kızar ya da söylenir; sonra da kendisi evli biriyle ilişki yaşar.” Yazarımız neye dayandırdığını açıklamadığı (açıklayamayacağı demek daha doğru olur) bu şekilde kesin yargılarda bulunmuş. Kendisi “İlahi Adalet ve Dil Belası Bakanı” olsa gerek. Anlatmak istenilenden benim anladığım şey kısaca şu: Kişiye yanlış yaptığını söylememiz büyük hata çünkü başımıza gelir. Görgüymüş, ahlakmış, etikmiş kimin umrunda maazallah aynı şeyleri yaşarız. Yaşayacağız çünkü Bülent Bey o şekilde söyledi.
Anlamlandıramadığım bir diğer 15. sayfadaki evli çiftler hakkındaki şu ifade: “Kişilerin birbirlerini mutlu etmeye çalışma çabaları gittikçe azalmıştır. Bereket azalır. Bereket azalınca maddi kaygılar başlar.” Bu ifadeyi neye dayanarak yazdığını gerçekten çok merak ediyorum. O halde mutlu çiftler çok zengin olmalıydı. Hangi bilimsel çalışmada, hangi psikoloji kuramında yer alıyor bu? Yazarın dünya düzeni hakkında bir farkındalığı olduğu konusunda endişeliyim gerçi farklı bir boyutta da olabilir (bkz. Tuğçe Işınsu).
Tuğçe Işınsu demişken Bülent Bey’in enerji ile ilgili ifadelerinden birine değinmek istiyorum. Bir şeyi istediğimizde ihtiyaç enerjisi üretirmişiz ve bu enerji korkularımızı hayatımıza çekermiş ve istediğimiz olmazmış(?) “”Ayın başı geldi, paraya ihtiyacım var. Onu yapmam lazım, bunu yapmam lazım!” dediğinizde paraya sıkışırsınız. Gelse de başka yere gider. Bolluk sizde durmaz.” (ss.20).
Yazarımız 13. sayfada biz kadınların erkek enerji üretip üretmediğimizi anlamamız için bir yöntem sunuyor: “Aynanın karşısına