Umutsuz bir biçimde kadın olma, yaşamaya dalma arzusu hissediyordum. Neden önce aşkta varolma gereksinimine köle olmuştum? Yaşamım nerede başlayacaktı?
Bir seferinde mutlu ölmenin yolunun büsbütün ölmek olduğunu söylemişti bana. Lezzetli bir öğün yermişçesine yaşamak. Yenilen her şeyi zevkle, her lokmanın tadını çıkararak silip süpürmek ve yemeğin sonunda bittiği için üzülmemecesine doymuş olmak.
Sayı dizisine, Fibonacci dizisine benzer bir kalıbın içindeyim -0,1,1,2,3,5,8,13,21 vs.- ve hayatım ilerledikçe, bu dizide olduğu gibi, sürprizler de azalıyor. Bir sonraki sayının önceki iki sayıyı toplayarak bulunduğunu anlamak yerine, insan önündeki yaşamın çoktan belirlenmiş olduğunu fark ediyor. Yaş aldıkça, sayıdan sayıya geçtikçe, bu kalıp daha da öngörülebilir hale geliyor. Kalıbı hiçbir şey bozamıyor.
Lucas, şuna inanıyorum ki bütün insanlar dünyaya en azından bir kitap yazabilmek için gelmiştir, başka bir şey için değil. İster sıradan ister çok özel olsun, önemi yok, yazmayan kişi yitik insandır, iz bırakamadan gelip geçer.