Kuang kitaplarının çok beklenen sonuncu kitabı. Ortalama bir kitabın üzerinde olduğu kesin fakaf Kuang elinden çıkanlar arasında maalesef favorim olamadı. Diğerlerinden çok daha kolay ve akıcı bir şekilde okudum ayrıca bunu. Yine insanı rahatsız edici derece tanıdık ve beklenmedik duygular sunuyor kitap, ayrıca digerlerinde olmadığı kadar aşk da serpmiș kitaba. Okuması zevkliydi.
Babanızın da etten, kemikten, fikirlerden hatta inanılmaz ama duygulardan oluşan bir insan olduğunu ve arada size sarılmak ve konuşmak istediğini size hatırlatan bir kitap...
Bitmesin diye gıdım gıdım okudum ama nafile bir çabaydı :')
Özellikle yarıdan sonra ulan bu adam bunu nasıl yazmış, bunu nasıl akıl etmiş diye diye okudum kitabı. Hafıza kaybı temasıyla yazılmış kitaplara genelde elimi sürmem çünkü o çok bilindik, yasanacak olan dramları okumaya katlanamıyorum ama yazarın okuduğum önceki kitabını çok beğendiğim için buna bir şans verdim, iyi ki de vermişim o şansı. Hafıza kaybı, psikoloji, bölünmüş kişilikler, kısa zaman içinde yaşanan bambaşka hayatlar, uzun sürede kurulamayan hayatlar... Kusursuz bir kurguydu.
Konusu çok ilgimi çektiği için başlamıştım, neyse ki yazar beklentimi boşa çıkarmadı. Dinazorların paralel evrenlerin birinde olası bir gününü okurken kendine en benzemeyen canlılarla, karıncalarla ortak bir hayat kurmasının etrafında şekillenen bir medeniyetin öyküsü... Okurken bazen kendimi "Ulan... Acaba mı? Yoksa??" derken yakaladığım yerler oldu. Çevirmen de iyi iş çıkarmış bence, yer yer zor ifadeler ve tanımlar vardı fakat okuyucuya çok rahat geçirmiş, hakkını verelim :)
Konusu inanılmaz yaratıcı ve akıllıca fakat yazardan mı çeviriden mi bilmiyorum kurgu kopuk kopuktu. Gerçekten sırf sonuna olan merakımdan bitirdim, içerik süper fakat yazımında bir şeyler yanlıştı...