"İslâm dini bana muhtaç değildir. Zirâ o din, benden evvel de memur idi. Benden sonra da memur olacaktır. Eğer ben ölürsem, İslâm'ın rükünleri yıkılmaz. Zirâ dinin bana ihtiyacı yoktur. Bana gelince. Ben kalbimi ıslah etmeye muhtacım."
Çünkü Kur'an bütün makam ve durumların câmiidir. Kur'an-ı Kerîm'de âlemler için şifa vardır. Kur'an'ı, korku, ümid, şükür, muhabbet, şevk ve diğer hâlleri gerektiren ruh vardır. Kur'an'ı her kul okumalı, hakkında düşünmeye muhtaç olduğu bir âyeti yüz defa olsa bile, tekrar tekrar okumalıdır.
...
Bunun üzerine su kırbasına varıp abdest aldı. Sonra durup namaz kıldı. Mübarek sakalı ıslanıncaya kadar ağladı. Sonra secdeye varıp yeri ıslatıncaya kadar ağladı. Sonra yanı üzerine uzandı. Tâ ki, Bilâl gelip sabah ezanını okudu ve:
—Ya Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecek kusurlarını affettiği hâlde seni ağlatan nedir? deyince; Bilâl'e şöyle hitap etti:
—Rahmet olasıca, ey Bilâl! Beni ağlamaktan men eden nedir? Hâlbuki Yüce Allah bu gece de benim üzerime şu âyeti indirmiştir:
"Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip sürelerinin uzayıp kısalmasında düşünen insanlar için elbet birçok dersler vardır." [Âl-i İmran,190]