"İngiltere’deki yetenek yarışmasını izleyen eşim, ailelerin çocuklarını sahneye 'Başarılar' değil, 'Enjoy' (Keyfini çıkar) diyerek yolladığını söyledi."
Yaratıcılık, zannedildiği gibi, temel ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra ilgi alanımıza giren bir lüks değil. Toplumların sosyal, ekonomik, politik refahı, bireylerin ve ailelerin benlikleriyle kurdukları ilişkinin doğal sonucu.
Tolstoy’un söylediği gibi, insanın en önemli eseri, öldükten sonra geride bıraktığı hayatı. O hayatı ne kadar yaratabildiğimiz ve o hayatta ne yaratabildiğimiz mesele.
Yaratıcı insanların daha az yaratıcı olanlardan temel farkı, toplumun standartlarından çok kendi standartlarından etkilenmeleri. 'Inner-directed' olmaları, yani dış değil iç tarafından yönetilmeleri.