"bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün bir çok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım"
Mustafa Kemal Paşa, Bristol’e General Harbord görüşmesi hakkında bazı bilgiler vermiştir. Bristol’ün günlüklerinde yer alan bu bilgilere göre görüşmede; Mustafa Kemal Paşa Harbord’a Türkiye’nin yeniden dirilmesi için çalıştıklarını söylediğinde, Harbord gerekli güç ve mühimmata sahip olup olmadığını sorgulayarak, İngiltere, İtalya, Fransa ve ABD’nin oluşturduğu muazzam dünya gücünün Osmanlı İmparatorluğu’nu [Devleti’ni] ortadan kaldırmaya niyetli olduklarını belirtmiş, Önder kendi ifadesiyle;
"… konuşma geçtiği anda elimde bir tespih çekiyordum ve gayri ihtiyari tespihi çekerken ipi kesildi. Yere dağılan tespih tanelerini tek tek toplayarak General Harbord’a bunun sorusuna cevap olduğunu, bütün Türk ulusunun bu taneler gibi bir araya toplanarak sonuna kadar İstiklal için savaşacaklarını ve bunun kendisi dahil bir yok oluş ya da varoluş mücadelesi olacağını söyledim"...
Eleştiriler, hedefe isabet ettikleri ölçüde acıtırlar canımızı. Kendisine yöneltilen bir eleştiriyi gerçekte hak etmediğini bilen kişi, onu kolayca ve güvenle görmezden gelebilir.
"Dürüstlüğünüz ve nezaketiniz kesinlikle başkalarının tanıklığına gerek duymamalıdır."
"Her övülenin ille de daha iyi olduğunu kim söylemiş? Zümrüt övülmediği zaman değer mi kaybeder sanki?"
Beklentilerden vazgeçmek, en az onları yerine getirmek kadar ferahlatıcı bir yoldur. Kişi, bir konuda aslında bir hiç oldugunu kabul ettigi an yüreginde tuhaf bir hafiflik ve ferahlık oluşur. Daha genç ya da daha zayıf olmak için kıvranıp durmaktan vazgeçtiğimiz gün, çok rahatlarız, keyfimize diyecek yoktur. "Tanrı'ya şükür" deriz içimizden, "kendimi kandıramayacğım artık." kişinin kendi benliğine yüklediği her şey, bir başarı olmanın yanı sıra bir yüktür de aslında.