-Bugün masal anlatmak gelmiyor içimden. Kafamın içi tren garı gibi, trenler kalkıyor, varıyor, gümrük kontrolü, sınır başmüfettişi vizeme gözünü dikiyor fakat bu kez doğru, buyurun, işte burada: "Evet, doğru, gardan çıkış bu taraftan." "Lütfen Başmüfettiş Bey, benim için kapıyı açma nezaketini gösterebilir misiniz, ben açamıyorum da. Acaba [...2 sözcük karalanmış...] Milena dışarıda beklediği için mi bu kadar güçsüzüm?" "Ah, lütfen" diyor başmüfettiş, "bunu bilemedim."
Ve kapı ardına kadar açılıyor-
-
Ve hâlâ doktorun ne dediğini içeren bir mektup gelmedi; seni ağırkanlı, seni kötü mektup arkadaşı, seni kötü, seni tatlı insan. Seni -seni, ne? Hiçbir şey, kucağında sessizce kalmak.
...yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum ve yüzümü kucağına koymaktan, elini başımda hissetmekten ve sonsuza kadar bu şekilde kalmaktan başka bir şey istemiyorum.