Zalimin de bir hakkı vardır. Onun hakkı da ateştir. Zalimi ateşten yoksun kılmak zulümdür. Peki, ateşin hakkı nedir? Ateşin hakkı da onu zalimden yoksun kılmamak.
İnsanın, yeni baştan kul olduğunu hatırlaması gerekiyor. O kendini yeniden Din'in hizmetine vermelidir. Yepyeni bir insan olarak yeniden ortaya çıkmalıdır. Bu, insanın, çağımızda yeniden inşası anlamına gelir. Bunu yapmadıkça o ateş çemberinin içinde sonsuza dek kavrulmaya mahkumdur.
Ama umutsuzluğa yer yok. Çünkü tarihin ak çizgisi de insanın var oluşuyla birlikte kendini devam ettirmektedir. Bu ak çizgide, mutlak hüküm ve mutlak düzen, sapma yapmadan, kendi yolunda ilerlemektedir. Bu yol, peygamberlerin haber verdiği yoldur. Orada, her şey yerli yerindedir. İnanmak, bir bilinç işidir. İnsan bu bilinci, bu sorumluluğu onurla taşır. Kendisine buyurulan yöne dosdoğru yürür. Boynunda bükülü bir ip değil, elinde mutlak yönü gösteren sımsıkı sarıldığı bir ip vardır çünkü.
Yeryüzü dolusu yanlışa, yeryüzü dolusu bağış vaat ediliyor. Ne var ki, kendine getirmek için çok sarsmak gerek onu. Dengesini yeniden bulduruncaya kadar sarsmak gerek. Bir kez kendine gelip de o bir adı yürekten andı mı, yeniden aydınlığa dönecektir yüzü. O zaman, yeniden, umabilme yeteneğini kazanacaktır. Umutlu oldukça da umudu verilecektir ona.