"senin gönlün daima meshur ve musahhardır, mazursun sen gamın ne olduğunu hiç bilmedin, mazursun. ben sensiz bin gece kan yuttum, sen bir gece sensiz kalmadın, mazursun!"
Bilmem gecenin halini hiç dikkat ettiniz mi? Bir kere yeryüzüne o karanlık çöküp odanın kapısı, penceresi kapanınca tenhanın ürkütücülüğü fikre, kalbe doluştu mu, varlıkla yokluğun farkı kalmaz. Ne tarafa bakılsa göz hiçbir şeye ilişmez, ses işitilmez, dost düşman ayırt edilmez. İnsan uyuyabildiği zaman Beliğ'in:
Nakd-i can ile bu alemden ucuz kurtuldum
Sözünü tekrar ederek mezara girenler kadar mutludur. Olsa olsa rüya görür. Rüya ise ne kadar acı olursa olsun, nihayet bir iki saat sürer. İnsan uyuyamazsa tabii nefsini, benliğine gönlünün içinde saklanmış bilir. Cisim ruha Bir mezar olur. Sanki kabir azabı zuhur etmeye başlar.
Halka söylemekten utanacağım bir şey yapmaktan nasıl utanmazsın? Sen herkesten alçakmışsın ki yaptığın bir şeyi ötekinin berikinin bilmesinden utanman gereksin de; yalnız senin bilmenden utanman gerekmesin...
İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar. Yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır! Nitekim her nefesi hayatı uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatında bir nefeslik zamanı azalır...