Dinin esâsı olan takvâya göre: Allah'ın varlığından başka her şey yok olup gidicidir. Allah'ın varlığını bilmek ise, kişiyi de yok olmaktan kurtarıcı yegâne vasıtadır.
Dinin beyânına göre: Mal-mülk ve hamd, Allah Teâlâ'ya aittir.
Bununla birlikte, Allah Teâlâ her kime nimet, sıhhat ve hayat vermiş ise; onu o derece mesul ve ibadetten mükellef tutmuş demektir.
Kâfirlerin aşırı dünya saltanatına sahip olmaları da bu nimetlerin şükründe bulunmadıkları için, onları hiç kimsenin kurtaramayacağının kesinleşmesinden dolayıdır.
Hiçbir şey sebepsiz ve sualsiz bırakılmayacağına göre haddinden ziyade nimet, o derece mesuliyetli külfeti gerektirir. Külfetine tahammülsüzlük ve kadirşinassızlık da o nimetin elden çıkmasına sebeptir.