Oh, bitti. Takıntılı bir insan olduğum için sevemediğim bir kitabı daha okuyup bitirdim :) Siz öyle yapmayın.
Türk-yabancı, İnstagram-Twitter(X) fark etmeksizin her yerde karşıma çıkan; inanılmaz bir pr çalışması ile önümüze düşen “İntermezzo” kitabı 33 yaşındaki İrlandalı yazar Sally Rooney’in son kitabı. Yurtdışında ve Türkiye’de aynı anda yayımlandı. “Normal İnsanlar” kitabı ve dizisi ile büyük sükse yapınca Rooney bu tarz seven okurların radarında bir isim. Bu tarz derken ne kastediyorum? Yaşadığımız çağın insanlarının portresini ve sıradan hayatlarını senaryovari şekilde yazan, dram ve cinsellikten çokça yararlanan, basit bir dille yazılmış, derdi varmış gibi bir şeyler anlatan ama bir yandan da ‘siz bizim dertlerimizi ne anlarsınız ki’ tavrıyla üstten konuşan, abartılı ve sığ bir tarz. Pardon, çok mu sert girdim?
Derdim tabi popülerizmin kölesi olmayalım, illa klasik okuyalım değil. Modern yazarları takip etmek ve edebiyatın eskisiyle yenisiyle peşinden koşmak benim hayattan aldığım en büyük zevk. Sally Rooney ise gerçekten whatpad yazarlarının bir iki tık üstünde üslubuyla çok bir şey vadetmeyen bir yazar bana göre. Sırf layıkıyla yorum yapabilmek ve önyargılı olmamak adına da okudum, merak etmeyin, bunlar ‘ben iyi okurum’ demek için boş yere eleştirilerden ibaret değil ve kişisel görüşlerim.
Kitap bir ölümle başlıyor, İvan ve Peter adlı iki kardeş babalarını kaybediyorlar. Birbirinden farklı bu iki kardeşin aile dramasını okuyacağımızı baştan kestiriyoruz. İvan 22 yaşında satranç dahisi ve öğrenci. Kendisinden yaşça büyük (36) Margeret ile tanışmasıyla aşkı ve aile huzurunu bulmaya çalışıyor. Peter ise 32 yaşında bir avukat, geçmişte yaşadığı travmatik ilişkisinin girdabında kendinden yaşça küçük (22) sevgilisi Naomi ve bu travmatik hatıralar içeren eski