Adını duyunca çocuk kitabı olduğunu sanmış olabilirsiniz. Ama değil. Yaşamın, çok değil bundan yakın geçmişte yaşananların aynası olan bir yetişkin öykü kitabı. Her bir öyküsünün aslında çok aynı ama bir o kadar da farklı bir hikayeyi anlattığı; dili akıcı, kendisi temiz ve kalbe dokunan bir kitaptı. Bizler 28 şubatta inançları için mücadele vermiş annelerin çocuklarıyız. Belki çoğumuz zalime karşı ne savaşlar verdiklerini duyduk ama hiçbirimiz eve döndüklerinde ne yaşadıklarını merak ettik mi?
Günay Bulut işte bu kitabındaki öykülerin birçoğunda o evlerde, o zihinlerde ve o kalplerde neler olduğunu anlatmış. Hem de bizzat yaşayanlardan duyduklarını yazmış, o yüzden yazılanlar gerçekten çok gerçek.
Sadece 28 şubatın kadınlarını değil, Gazzede anne olmayı, Gazzede çocuk olmayı, bir evin annesini, bir annenin kızını, babasından yaralı olanı, babasıyla güçlü olanı, evladına yuva olanı, kocasının destekcisi olanı ve daha nicesini...
Kadınlığın, anneliğin, ailenin, mücadelenin, okumanın ve okuyamamanın 20 etkili öyküsünü sunmuş bizlere.
Hangi birini detaylı yazayım bilemedim ama hem bütün kadınların hem de kadınları daha iyi anlamak ve toplumu olumlu anlamda dönüştürebilmek için erkeklerimizin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm, bir öykü kitabından çok çok daha fazlasıydı. Şiddetle tavsiyedir.