Ayrıca, dini, hayatın her hangi bir şubesi olarak değil, fakat bütün hayatı kapsayıcı bir mütearife diye görmek dini görevimiz sayılmalı. Bu durumda bir Müslüman için dinin dışında sayılabilecek görevin bulunmayacağı daha iyi anlaşılabilir. Böylece bilim, ahlak, hukuk vb her şey dine göre bir anlam kazanır; yoksa din ona göre değil...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim dini görevimiz nedir? "Dini görevlerimiz" diye konuşanlar, belli ki, bununla sırf ibadetlerimize ilişkin hususları kasdediyor, diğer muamelelerimizle ilgili hükümleri bunun dışında tutmak istiyor. Böyle bir ayrımın ancak batının seküler telakkisine uygun olduğunu tekrarlamaya gerek yok.
Insanın düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmesi, onu bir başka kalıp içine sokması kolay değildir. Yeni bir ayakkabıya, yeni bir giysiye alışmak bile zaman alır. Yeni ayakkabı içinde insanın yürüyüşü değişir.
Düşüncelerimiz de aslında önceden hazırlanmış kalıplar içinde devinir. Yeni bir düşünme kalıbını tanır tanımaz benimseyemeyiz. O düşüncenin "kalıplaşması" için nesillerin geçmesini beklemek gerekir. Nesiller geçince de, insanlar o kalıpları sanki baştan beri varmış sanırlar. O kalıbın nice zihin talimine mal olduğu hatırlanmaz olur.