Bir kültürün, bir halkın ölü bir çerçeveden çıkarak, çağı kuran ve anlamlandıran ülkelere eşit bir etki yüküyle dipdiri olarak ayağa kalkışında, edebiyatın ve daha geniş bir ele alışla sanat ve kültürün payı, ruhun vücuttaki payı gibidir.
Tanzimattan çok önce bir düşünce durgunluğuna girdiğimiz doğrudur ve gerçektir. Tanzimattan sonra da, genel olarak bu durgunluk sonuna kadar gelişerek hiç düşünmemeye kadar varmıştır. Veya daha kötüsü, sağduyuda kaynağını bulamayan ters bir düşünce akımı, o da cılız ve sık sık kuruyarak gelişip durmuştur. Kopya bir düşünce akımı yani.
Düşüncede diriliş olmaksızın inanışta diriliş gelişemez. Inanışta diriliş olmaksızın da duyuşts, duyarlılıkta yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz.