Bu kitap canımı beğendim mi beğenmedim mi anlayamayacağım kadar acıttı. Ama her halükarda çok güzel yazılmış olduğunu söyleyebilirim. Dördüncü kitapta beğenemediğim birçok karakterin karakter
Kitap basit bir peri masalı gibi tasarlanmış, sadece çok daha karanlık. Ana karakterimiz Prenses Marra gerçekten korkunç bir durumda başlıyor hikayeye: ablası korkunç bir prensle evli ve şiddette maruz kalıyor. Yazar durumun ne kadar dehşet verici olduğunu o kadar iyi yansıtmış ki kitaba başlarken benim içim karardı.
Macera Marra bir şekilde ablasını kurtarma kararı alınca başlıyor. Şartlar Marra’nın fazlasıyla aleyhinde ve her şey imkansız görünüyor. Fakat zamanla bu karanlık hikayeye yeni karakterler ekleniyor: Kemikten bir köpek, bir mezarlık cadısı, içine iblis kaçmış bir tavuk, kendi ülkesinden kaçmış bir
şövalye ve işinde pek başarılı olmayan bir peri anne. Bir yerden sonra bu beşli bir nevi ekip haline geliyor ve hikaye başladığı karanlık yerden çıkıp neredeyse sevimli diyebileceğim bir hale geliyor.
Kişisel olarak kitaba kesinlikle bayıldım. Bir oturuşta okunup bitirilebilecek türden ve insanı bir tebessümle bırakıyor.