Ve Kargalar Meclisi bitti. Söylenecek çok şey var ama en önemlisi ile başlamak istiyorum: Yazar ilk seriye göre çok gelişmiş. Bunu daha kitabın yirminci sayfasında falan fark ettim. Tamam, değişen veya gelişen çevirmen de olabilir tabii ama biraz dikkatli okuyunca bu kitaptaki karakterlerin, kitabın işleyişinin Kemik ve Gölge ile başlayan ilk üçlemeye kıyasla oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Üstelik -şükürler olsun- kitapta reklam da yoktu.
İlk seriyi okurken kendime hep “bir şeyler eksik” deyip durmuştum. Sahiden de öyleydi. Yazar yarattığı evreni yeterince açamamıştı ve kahramanlar karşılaştıkları zorlukların üstesinden aniden ortaya çıkan yeni “ilahi güçler” ile geliyordu. Oysaki bu kitaptaki kahramanlarımıza ilahi güçler değil, beyinler eşlik ediyordu. Üstelik yine ilk serinin aksine kitaptaki karakterlerin güzel tasarlanmış kişilikleri vardı. Her biri ayrı ayrı güzeldi.
Karakter tasarımına değinmişken eklemeden geçemeyeceğim: Normalde okuduğum kitaplarda hep karakterlerin yeterince düşünülerek tasarlanmayışından şikayetçi olurum. Bu kitapta ise karakterler mükemmel tasarlanmış fakat konu pek yerine oturtulamamış. Eksik olan şey tam neydi, emin değilim ama sanırım bu altı kahramanımızın karşısına geçecek “düşman” eksiği vardı. Evet, ismi geçen düşmanlar çoktu fakat Kaz Brekker ile karşılaştırılınca hepsi düşük düzeydeymiş gibi görülüyordu. Ama bir sonraki kitapta bu değişecek diye umuyorum.
Kaz Brekker demişken kitaba başlamadan önce sürekli ismini duyduğum bir karakterdi bu. Yine fanların Kaz’ı abarttığını düşünmüştüm, hatta şu ilk serideki Darkling (Karanlıkların Efendisi mi ne) gibi bir fiyasko olacağından korkmuştum ama Kaz beklediğim gibi fos çıkmadı. Gerçekten hayran kaldığım, yetenekleri öyle fazla fazla abartılmamış ama beni tatmin edecek kadar zeki bir
Kargalar MeclisiLeigh Bardugo · Novella Dinamik Yayınları · 20164,572 okunma