Hülya Ben

Hülya Ben
@holyrocka
Bir gün bir bilge hiçbir şey söylememiş.
" matryona'ya baktım( uşak)... bu hala şen, dinç bir ihtiyardı, ama neden bilmiyorum, birden bana gözlerinin feri sönmüş, yüzü kırışıklıklarla kaplı, kamburu çıkmış, dermansız bir halde göründü... neden bilmiyorum, birden odam da, tıpkı ihtiyar gibi yaşlanmış göründü bana. duvarlar ve zemin renksizleşti, her yer kir pas içindeydi; neden bilmiyorum, pencereye baktığımda, bana öyle geldi karşıda duran ev de yıpranmış ve kararmıştı kendince, sütunlardaki sıvalar kopmuş ve dökülmüştü, kornişler kararmış ve çatlamıştı, canlı koyu sarı renkli duvarlar lekelenmişti... ya da gün ışığı, bir an için bulutların arkasında görünmüş, sonra bir yağmur bulutunun arkasına saklanmıştı da, her şey gözümde yine rengini kaybetmiş; ya da, belki de çok tatsız ve hüzünlü bir biçimde geleceğimin bütün perspektifi bir an için görünüp kaybolmuştu ve ben kendimi tam on beş yıl sonra, yaşlanmış bir halde, tıpkı şimdi olduğu gibi yine aynı odada, yine yalnız, yine bütün bu yıllar boyunca bir parça olsun akıllanmamış matryona'yla birlikte görmüştüm."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
insan duvara konuşmadığını biliyorsa neden yüreğinde olanı hemen ve doğrudan dile getirmez? neden herkes gerçekte olduğundan sanki daha sertmiş gibi ve aklından geçenleri çok erken itiraf ederse duygularına ihanet etmekten korkarmış gibi görünür ?
“gökyüzü öylesine berrak, öylesine yıldızlıydı ki, ona bakan bir insan, “nasıl olur da kötü huylu, kaprisli kimseler böyle güzel bir gökyüzünün altında barınabilir?” diye sormadan edemezdi. bu insanın ancak gençliğinde soracağı türden bir sorudur, sevgili okur; dilerim ki, tanrı bu soruyu kalbine daha sık düşürsün.”
Beni en çok etkileyen bölüm:(
"ah, ahh! sana öç duygularıyla bağlanmak mı nastenka? aklını mı yitirdin sen yoksa? en küçük bir kusuru bulunmayan, ışıklar içindeki mutluluğuna gölge düşürmek, acı bir gönül koyuşla yüreğini üzüntüye boğmak; kendi davranışların hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişisel ahlak değerlerin üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmanızı sağlayan gücünüze, insafınıza ceza vererek, en mutlu saatlerinizde size üzüntü vererek, yüreğinizi çarpıntılara sürüklemek; gelin olacağınız günde "mihraba" doğru yürürken, saçlarınıza bağladığınız nazlı çiçekleri soldurmak mı nastenka?.. asla benden bunu beklemeyin. asla! asla!.. o, tüm kirlerden arınmış sımsıcak gülümseyişiniz, gökyüzünüz gibi ışıklarını hiç yitirmesin, dupduru olsun!"
"sevmek, güzel birine aşık olmak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır."