Hülya Ben

Hülya Ben
@holyrocka
Bir gün bir bilge hiçbir şey söylememiş.
“gökyüzü öylesine berrak, öylesine yıldızlıydı ki, ona bakan bir insan, “nasıl olur da kötü huylu, kaprisli kimseler böyle güzel bir gökyüzünün altında barınabilir?” diye sormadan edemezdi. bu insanın ancak gençliğinde soracağı türden bir sorudur, sevgili okur; dilerim ki, tanrı bu soruyu kalbine daha sık düşürsün.”
Reklam
Beni en çok etkileyen bölüm:(
"ah, ahh! sana öç duygularıyla bağlanmak mı nastenka? aklını mı yitirdin sen yoksa? en küçük bir kusuru bulunmayan, ışıklar içindeki mutluluğuna gölge düşürmek, acı bir gönül koyuşla yüreğini üzüntüye boğmak; kendi davranışların hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişisel ahlak değerlerin üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmanızı sağlayan gücünüze, insafınıza ceza vererek, en mutlu saatlerinizde size üzüntü vererek, yüreğinizi çarpıntılara sürüklemek; gelin olacağınız günde "mihraba" doğru yürürken, saçlarınıza bağladığınız nazlı çiçekleri soldurmak mı nastenka?.. asla benden bunu beklemeyin. asla! asla!.. o, tüm kirlerden arınmış sımsıcak gülümseyişiniz, gökyüzünüz gibi ışıklarını hiç yitirmesin, dupduru olsun!"
"sevmek, güzel birine aşık olmak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır."
“tanrım! bir anlık mutluluk! koskoca bir ömürde az şey mi?...”
..çünkü kimi zaman bir ıstıraba yakalandığım olur, o ıstırap... çünkü böyle zamanlarda aska gerçek bir yaşamım olmayacağı hissine kapılırım; çünkü gerçekle, hakikatle her türlü temasımı, her türlü bağımı yitirmişim gibi gelir; çünkü nihayet kendi kendimi lanetlemişimdir; çünkü o hayal dolu gecelerden sonra üzerime bir ağırlık çöker ki korkunç! o sırada etrafındaki dünyanın gürültü ve uğultularını işitirsin, insanların nasıl yaşadığını duyar, görürsün... onlar gerçekten yaşamaktadır, onların yaşamı ısmarlama değildir, onların yaşamının bir rüya, bir uyku, bir sanrı gibi dağılıp gitmediğini görürsün, yaşamlarının hep yenilendiğini, hep tazelendiğini, bir saatlerinin diğerine benzemediğini fark edersin; korkak hayal gücüyse bayat, bayağı denecek kadar yeknesaktır; sanrıların, fikirlerin kölesidir, aniden güneşi örterek güneşine o kadar düşkün petersburg'un yüreğine çöreklenen ilk bulutun kölesidir; sıkıntıya boğulmuş bir hayal gücü neye yarar! o yorulmak bilmez hayal gücünün de bir gün yorulacağını, sürekli gerilim içinde olmaktan bitap düşeceğini hissedersin, çünkü büyümekte ve eski ideallerini geride bırakmaktasındır; o yaşamın yoksa yenisini yine bu parçalardan inşa etmek gerekir. ama tam da o sırada ruhun başka bir şey ister, emrede! ama hayalperest, küle dönmüş eski hayallerinden onu tekrar harlayacak, donmuş yüreğini yepyeni bir ateşle yeniden tutuşturacak hiç değilse ufak bir kıvılcım bulmak için közleri beyhude didikler durur; tek isteği, eskiden onu sevindiren, can veren, onun kanını kaynatan, gözlerinden yaşları söküp alan ve ihtişamıyla onu aldatan ne varsa yeniden ortaya çıkarabilmektir!..
Reklam