Çok akıcı olan olay örgüsü beni zaman zaman içine çekse de karakterlerin diyaloglarından kitap boyunca hoşlanmadım. Böylesine kurulmuş bir dünyada bunca şey yaşamış insanların okullu çocuklar gibi konuşuyor olmasından hiç hoşlanmadım. Kitabın akış ve gizem kısmı hoşuma gitti sürekli olarak okumak istedim ve ne olacak diye beklerken eğlendim. Ama dediğim gibi bu kelime oyunlarının alakasızlığı ve diyalogların derinlik olarak yavanlığı benim canımı yer yer sıktı. Dünyanın en kötü durumuna düşse de hala ben yapmadım diyip kendini açıklayacağı yerde laf ebeliği yapmak ister gibi kelime oyunlarıyla uğraşıyor olması da ana karakterin hoşuma gitmedi. “His” kelimesinin tekrarlanması yer yer otursa da çoğu zaman tamam anladım gerçekten en hissiz sensin demek geldi içimden. Bunların dışında evreni ve karakterlerin hikayelerini beğendim yer yer ben de mantık hatası görsem de yine kurgunun ilerleyen kısımlarını deli gibi merak ediyorum. Muhtemelen devamını da okurum. Bu arada kapak ve iç dizaynı çok güzeldi kitabın. Tonla emek harcanmış belli oluyor.
Olalla okuduğum kötü yorumlar sonucu beklentim olmadan başladığım kısacık tekinsiz bir öyküydü. Otranto Şatosu ve Carmilla kitaplarıyla bağdaştırılan bu kitabın da sakin melankolik ve ürpertici aurası benim hoşuma gitti. Tek oturuşta bitirmelik benlik bir kitaptı. Yazarın daha önce bir kitabını daha okumuştum. Yazım dilinden çok hoşlanmasam da kurduğu mekanlardan hoşlanıyorum.