"Bizi ayıran duvar o kadar inceydi ki, onun tarafındaki soğuk ve barut kokusu, benim tarafımdaki sonbahar yapraklarının kokusuna karışıyordu. Yaşayanlar ve ölüler hiçbir zaman bu kadar yakın olmamıştı." — Horace Walpole
1000Kitap
Yaşamaktan bezdim ve ölmekten de korkuyorum.. - Horace McCoy, Atları da Vururlar
Reklam
“Dans maratonları” gerçekten vardı. 1930’larda insanlar para kazanabilmek için günlerce, haftalarca neredeyse uyumadan dans ediyor; seyirciler ise onları tükenene kadar izliyordu. Horace McCoy’un Atları da Vururlar’ı tam da bu gerçeklikten doğdu. “Tükenen atları vururlar.” İnsanları da... Atları Da Vururlar
Horace Mann.
Alışkanlık bir halata benzer. Biz her gün onu meydana getiren ince iplerden birini dokuruz ve sonunda onu bir daha koparamayız..
In Gothic Darkly: Heterotopia, History, Culture'dan
Aydınlanma, modern kültürün özdeyişlerini ve modellerini üretmekle kalmadı; aynı zamanda Gotik’i de icat etti. Dahası, Aydınlanma’nın kendisi de bir yeniden icat olarak düşünülebilir; çünkü on sekizinci yüzyılda Britanya toplumuna hâkim olan neoklasik değerler, Yunan ve Roma yazarlarından edinilen fikirlerin bilinçli biçimde yeniden keşfedilmesi ve yeniden kullanılması anlamına geliyordu. Rönesans’tan sonra klasik gelenek, medeni, insancıl ve zarif yurttaşlık kültürüyle ilişkilendirildi; onun ahlaki ve estetik değerleri erdemli davranışın, uyumlu toplumsal ilişkilerin ve olgun sanatsal pratiklerin temeli olarak ayrıcalıklı bir konuma yerleştirildi. On sekizinci yüzyıl yazarları kendi dönemlerinden “modern” diye söz etmeyi severlerdi; böylece hem tarihsel sürekliliği içinde takdir edilen klasik antik çağdan hem de egemenliği sona ermiş barbar ve ilkel bir evre olarak görülen feodal geçmişten ayrıldıklarını vurgularlardı. Kültürel değerlerin böylesine kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmesi, tarihin de geniş çaplı biçimde yeniden yazılmasını gerektiriyordu. İşte burada “Gotik” sözcüğü güçlü, her ne kadar olumsuz olsa da, anlamını kazanır: Bu terim, on sekizinci yüzyılda değer verilen kategorilere karşıt olan çeşitli tarihsel öğeleri ve anlamları bünyesinde yoğunlaştırır. Bu bakımdan, “Gotik”in gerçek tarihi “barbar”, “ortaçağcı” ve “doğaüstü” bir geçmişi ifade ettiği on sekizinci yüzyılda başlar. Neoklasik zevkin ölçütlerine uymayan sanat, mimari ve yazın için aşağılayıcı biçimde kullanılan “Gotik”, feodal inançların, geleneklerin ve eserlerin akıldan, ahlaktan ve güzellikten yoksun oluşunu ifade ediyordu. Bununla birlikte, bugünün Gotik bir geçmişe yansıtılması daha geniş siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşüm süreçlerinin bir parçası olarak gerçekleşti: Burjuva ve sanayi
Alıntı
Batı Edebiyatı Önemli kişiler
BATI EDEBİYATI A) ESKİ YUNAN VE LATİN EDEBİYATI Batı edebiyatının kaynağı, Eski Yunan ve La tin edebiyatlarıdır. İsa'nın doğumundan dokuz yüzyıl öncesine giden ve MÖ II. yüzyıla kadar sü regelen Yunan edebiyatının ana kaynağı, Homeros'un llyada ve Odysseia destanları sayılır. Eski Yunan ve Latin edebiyatının önemli sanatçıları şunlardır: 1. HESİODOS: — Didaktik bir şairdir. Didaktik şiirin kurucu su sayılmaktadır. — Yurttaşlarını şiir yoluyla eğitmeye çalışmış; onları adaletli olmaya ve çalışmaya çağırmıştır. — Köylü hayatını ve insanların günlük işlerini anlatan ilk şairdir. — İşler ve Günler, en önemli eseridir. 2. SAPPHO: — Yunan edebiyatının en büyük lirik şairi sayıl maktadır. — Şiirlerinde özellikle aşk temasını işlemiş; aş kı, Tanrı'nın bir nimeti olarak görmüştür. Yaşadığı çağdan başlayarak, ünü gittikçe ge nişlemiş, kendinden sonraki bazı Yunan ve Latin şairlerini etkilemiştir. — Sappho'nun şiirleri dokuz ciltte toplanmıştır. Şiirlerinden 170 kadar küçük parça kalmıştır. 3. AİSOPOS: — Yalnız fabl türünde yazmıştır. Fabl türünün kurucusu sayılmaktadır. Anlattığı masalların konularını, gezileri sırasında uğradığı Doğu memleketlerinden topladığı tahmin ediliyor. Batı edebiyatında fabl türünde yazan şairler üzerinde derin etkisi görülür. Özellikle, Fran sız şairi La Fontaine, ondan çok yararlan mıştır. — Fabiler adlı bir eseri vardır. 4. AİSKHYLOS: — İlk büyük tragedya şairidir. Tragedyanın gelişmesinde büyük payı vardır. — Eserlerinde gelenekleri ve ahlakı savunur. — Onun eserlerinde insanlar tanrıların iradesiy le hareket eden yaratıklar olarak gösterilir; bunlar ne yaparlarsa yapsınlar, alınyazılarının dışına çıkamazlar. — Doksan kadar eser yazmış olan Aiskhylos'un yalnız yedi tragedyası elimize geçmiş, diğer leri kaybolmuştur. 5. SOPHOKLES : —
Edebiyat
Reklam
Reklam