Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2020 87. kitabı
Çok beğendiğim bir tasavvufi roman oldu Rüya metaforları özellikle beni çok çekti Bir romandan hem temel tasavvufu okumak hem de büyülü sofistike bir sergüzeşte tanıklık etmek etmek aynı anda , çok hoş bir deneyim oldu Bu romanı lisans dönemimde almıştım ve okumuştum da lâkin hayatımın şu zorlu sürecinde okumak bana daha iyi geldi gibi Böyle romanları seviyorum ben... Hem edebi açıdan rahatlatıyor ( zira ben normalde akademik tarihi çok fazla okumak ve irdelemek durumunda kalıyorum ) hem de tasavvufu ve dini konuları çok sevdiğim için kafa açıcı oluyor İlgilenenlere kesinlikle tavsiye...
DervişSerdar Üstündağ · Eşik Yayınları · 2016311 okunma
DN Archeron’un kaleminden çıkan o harika eser(spoilersız)
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Selam! Öncelikle bunu yazarken UB’yi okumamın üzerinden biraz fazla bir vakit geçmiş olmakta ama şunu söyleyebilirim ki okurken gerçekten de büyülenmiştim. Yazım diliyle ve diğer pek çok yanıyla hoş bir kitaptı. Ruhumu besledi diyebilirim. Benim tüm beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Her öykü birbirinden harikaydı. Karakterlerin her biri çok özeldi. Artık en sevdiğim kitaplar arasında sayacağım bir eser oldu. Ve bence bu kitap hak ettiği kadar konuşulmadı gibi. Biraz konusundan bahsedecek olursak, şöyle ki belirli bir konu net bir şekilde var diyemeyiz. Adından anlayacağınız üzere bu kitap birden fazla harika öyküden oluşuyor. Ama temelde herşey genç bir ozan ile başlıyor. Bu ozan bir takım olaylar sonucu dilsiz kalıyor gibi bir durum var, artık konuşamıyor yani. Ama tekrar konuşması için de doğru öyküyü bulması lazım. Bizim gariban ozan diyar diyar dolaşıp doğru öyküyü ararken bir peri abla ile karşılaşıyor ve bu peri ablamızda ozana ihtiyacı olan öyküyü vermek amacıyla bir anlatmaya başlıyor ve biz de bu öyküleri okuyoruz. Biliyorum biraz garip anlattım ama siz gidin ve okuyun yani. Üzerinizde bıraktığı etkiyi açıklayamam. D. N. Archeron bize harika bir kitap sunuyor. Okurken ağızım açık okudum ve anladığınız üzere bu kadar beklememiştim. Bence hepimizin ruhunun bir parçasının ihtiyacı olan şey bu kitap. Ve Damla bize bu kitabı verdiği için ne kadar şanslı olduğumuzu tahmin bile edemiyorum. Kısacası alın ve okuyun. İşte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025634 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·144 syf.··
2026 101. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:28
Aslında bu kitabı okuma sebebim sırf mitoloji merakım değildi. Özellikle Roma-Yunan mitolojisinden gına geldiği için uzun zamandır ilgimi çeken kitap olmamıştı. Kitabın ebatını gördüğümde mitolojide temel giriş gibi göründü gözüme. Ancak kitabın isminin sadece Eros oluşu ve geçmişten günümüze sevme sanatı notu, bana farklı bir bakış olduğunu Düşündürdü. Neyse ki yanılmamışım. Başlangıcı okuduğumda, yani evrenin düzenini, aklımdaki düşünceleri yazarın çok güzel bir şekilde ifade ettiğini okumak beni memnun etti. Aslında tamamen mitoloji diyemeyiz bu kitaba hayır. Burada bir felsefik düşünce ve bu düşünceyi gayet anlaşılır biçimde bir anlatı mevcut. Mitoloji ise bir bahane, anlamak için bir bahane. Sevginin başlangıcı ne olabilir? Nasıl severiz? Başta güzelliği severiz. Sonra güzelliğin altındaki ruha bakmayı keşfederiz. Buna ister karakter deyin ister huy su. Peki sevgiyi ayakta tutan güzellik midir yoksa ruh mu? Evreni dengede tutan da sevgi değil mi aslında? Buna sadece bir kadın ve erkeğin birbirini sevmesi olarak düşünmeyin. Sevmeye bir de Eros kitabından bakın bence. O zaman bana hak vereceksiniz. İtiraf etmem gerekirse hiç bu kadar hoş bir şekilde okumamıştım. Bazı hususların bu kadar derin olduğunun farkına varmamıştım. Ve bu çok hoşuma gitti. O yüzden Epope dehşet ve ibretle tavsiye ediyor!
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202613 okunma
Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi
Puan vermedi·444 syf.··
2026 21. kitabı
Piraye'de olduğu gibi yine eğitimli, aşka mesafeli ve uçarı bir kız; zengin ve bunu göğüslemeye çalışan bir erkek, yazlık ve çalıştığı için buraya gelemeyen baba, erkeğin ailesinin kızı istememesi, sevgilisi olan en yakın arkadaş (tam Türk dizisi) senaryosudur. O eserde de karakter davranışlarında bir şımarık çocuk tutarsızlığı, sinamekilik tadında olaylar cereyan ederken bunda da benzerleri yaşanır. Canan Tan'ın çok derinlikli bir yazar olmadığını düşündüm. Bence Elif Şafak çok çok daha derin bir isim. Aslı Bursa'da yapılacak akademik bir etkinlik için rektörden davet alır. Hem tez yazmaktadır ve az bir zamanı kalmıştır hem de maziden kalan bir yara olan ve konuşma yapacağı yere Bursa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılacak olan Murat Alkanlı'yı davetliler listesi içinde görmüştür. Yine de ismi görünce daveti kabul eder. Aslı özgürlüğüne düşkün ve uçarı bir kızdır. Murat onun üniversite aşkıdır. Kızlar ona hayrandır ancak onun ilgisi Aslı'nın üzerindedir. Aslı da ondan hoşlanmaktadır ancak onun aşık olmak konusunda bir yetersizliği vardır. Aslı'nın babası İTÜ inşaat fakültesi mezunu bir mühendistir. Aydın ve solcu, bababacan bir adamdır. Aslı da İTÜ İşletme Fakültesi'ni kazanır. En yakın arkadaşı Ferda da aynı fakülteyi kazanmıştır ve birlikte okurlar. Ferda'nın dersaneden Bursalı Emre isminde bir erkek arkadaşı vardır. Çocuk sürekli Murat isimli çok yakın bir arkadaşından bahseder. Alkanlı Holding'in veliahtı, hazırlık okumamak için İngiltere'ye dil okuluna gitmiş, sırf dershane okumak için İstanbul'a gelip arkadaşını da yanında götürmüş bir gençtir. Sosyalist temayülle büyütülen Aslı daha hiç tanımadan çocuk hakkında adeta bir sınıf kini duyar. Sonunda Murat'la tanışırlar ve Aslı'nın çocuğu oldukça beğenir. Murat'ın arabası olmasına rağmen okula
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,7bin okunma
İyi bir fikir
8/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:37
Akıcı bir kitap okumak istiyorum; anlatımı da sade olsun okurken yormasın diyorsanız kesinlikle alın. Yazar kitabın ortalarında size bir yem atıyor. “Tamam şimdi olayı çözdüm.” gibi hissediyorsunuz. Ama final tahmin ettiğiniz gibi olmuyor. Bu, roman yazımında olması gereken bir şeydir ve bundan keyif aldım. Bilimsel olarak annenin nasıl zamanda geri gittiğini de bence hoş şekilde açıklamış. Sonuçta bu tam da bir bilimkurgu romanı sayılmaz o yüzden çok bilimsel ve mantıklı açıklamalar beklemedim. Yormayan ve akıp giden bir kitap okuyayım diyorsanız tercih edebilirsiniz.
Yanlış Yer Yanlış ZamanGillian McAllister · Olimpos Yayınları · 20231,278 okunma
5/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:00
Ayşe Kulin’in kalemini normalde severim. Daha önce okuduğum kitaplarında insan hikayelerini anlatışını, akıcı dilini ve karakterlerin duygusunu okura geçirme biçimini başarılı bulmuşumdur. Bu yüzden Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ye başlarken beklentim vardı. Bir de konu Atatürk olunca ister istemez insan daha büyük bir merakla, daha hassas bir yerden okumaya başlıyor. Kitabın Atatürk’ün ağzından anlatılıyor olması ilk başta ilgimi çekti. Fikir olarak cesur bir tercih. Çünkü Atatürk gibi bir ismi anlatmak zaten başlı başına zor; bir de onun iç sesiyle konuşmaya çalışmak çok daha zor. Bu yüzden kitaba başlarken daha güçlü, daha derin, daha etkileyici bir metin bekledim. Ne yazık ki kitap ilerledikçe bu beklentim tam olarak karşılanmadı. Benim için en büyük sorun anlatımın tonu oldu. Atatürk’ün ağzından yazılmış bir metin okurken ister istemez daha keskin, daha zeki, daha derinlikli cümleler bekliyorsunuz. Fakat bazı bölümlerde kullanılan dil bana fazla sade ve yüzeysel geldi. Hatta yer yer ortaokul-lise düzeyinde bir okuyucuya hitap ediyormuş gibi hissettirdi. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil elbette ama Atatürk gibi bir karakterin iç dünyasını okumaya çalışırken benim aradığım etki bu değildi. Kitapta tarihsel bir emek olduğu hissediliyor. Ayşe Kulin’in araştırma yaptığı, dönemin atmosferini vermeye çalıştığı belli. Fakat benim için bilgi vermekle o dönemin ruhunu hissettirmek aynı şey değil. Atatürk’ün son dönemleri, hastalığı, yalnızlığı, düşünceleri ve ülkeye dair kaygıları çok daha sarsıcı anlatılabilirdi. Ben okurken o ağırlığı tam anlamıyla hissedemedim. Özel hayatına dair bölümler de bende kararsız bir his bıraktı. Elbette roman türünde kurgu payı olabilir, yazar bazı boşlukları kendi anlatısıyla doldurabilir. Fakat Atatürk söz konusu olduğunda insan
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,498 okunma