Şimdi savaş bitti ama yeni bir savaşımız başlıyor. O da kültür ve sanat savaşımızdır ve okumakla, kitapla olur; işte şimdi cephane taşıdığımız o sandıklara kitaplarımı koy, sandıklarla taşınsın, cephanenin yerini artık kitaplar alsın.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap esas olarak ihtiyar, delikanlı ve Güliz adlı üç karakterin ekseninde dönüyor. Bu üç karakterin ayrı ayrı hikayelerini anlattığı bölümlerde ne yalan söyleyeyim çok sıkıldım. Çünkü bu bölümler diyaloğun az detaylandırmanın çok olduğu bölümlerdi. Tarık Buğra, bu eserini en önemli romanım diye nitelendiriyor. Bence yazarın böyle düşünmesinin nedeni romanı; harika bir roman tekniğiyle veya çok akıcı bir üslupla yazması değil eserin verdiği mesajdır. Çünkü eser bir milletin geleceği olan gençliğin yanlış insanların elinde nasıl yıkıcı bir güce dönüştüğünü anlatan sürekli bu mesajı işleyen ayrıca verdiği politik mesajlarla Türkiye'nin yakın tarihine göndermeler yapan bir eser. Bu bilgiler eşliğinde yazarın üslup, anlatım kaygısından çok içeriğe önem verdiğini söyleyebilirim. Bu yüzden kitabı okurken sıkılabilirsiniz fakat bitirdiğinizde iyiki de okumuşum diyeceğiniz bir eser.
Mirasyedilik denen şeyi herkes çirkin bulur. Karalar da. Ama sıra, Tanrı'nın bütün kullarına eşit olarak bağışladığı en değerli mirasa, gençliğe gelince, hemen hemen herkes har vurup harman savurur, deli bir mirasyedi kesilir.