Gözlerinin parıltısına, rengine, kokusuna, hareketlerine
öylesine âşinâ idim ki, ruhlarımız önceki bir hayatta, cisimsiz
maddesiz bir âlemde karşılaşmış da tek asıldan, tek maddeden
oluşmuş, böylece bizim yeniden birleşmemiz âdeta
kaçınılmaz olmuştu. Ben bu hayatta da onun yanında
olmalıydım.
Hayat tecrübelerimle şu yargıya
vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum
var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden
geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım.