Müthiş bir yalnızlık ve kalbime saplanan bir acı hissettim. Bu sadece Umut'un yokluğunun acısı değildi, gençliğimin geçip gitmişliğinin, hayatımın boşunalığının acısıydı. Ne oluyor yaşıyorum da? Neye yarıyor geçen bu yıllar ve ne bekliyordum ki zaten hayattan? Hayatım ne olduğunu ve nerede bulacağımı bilmediğim bir arzunun gölgesini kovalayarak geçti.
O zaman katılmamıştım buna, aşk bıçağın ete saplandığı anın etkisinden fazlası değildi. Şimdi sonsuza kadar ete saplanmış bıçakla yaşamak gibi geliyor, hayalsiz ve geleceksiz, ölmek için doğru bir yer arayarak çırpınan ruhun sırtında bir bıçakla sürüklenişi aşk.