Eylül sonudur şimdi; sonbahar ve o eşsiz nağme,
Bir pervâne uçurur saçlarını, dokundurur ellerime.
Yakamozda seçilemez yüzü, o eski İstanbul'un,
Göç ederiz uzak diyarlara üzerinde faytonun...
Şimdi senden kalan, yağmur sonrası yaptığımız hasbihâl,
Ateşbazı dinlemek kolay mıdır, onunla olmak hemhâl.
Ağıtlar yakmak beyhude, mavinin yankısına,
Yaradılış gâyesi bu, doğarız zemheri akşamına...
Susar sonra bir acı, dindirir karanlığı,
Gündüze kavuşmakla göremezsin aydınlığı.
Solmamış yapraklar topladım, gelecek güze,
Elbet kavuşurum, unuttuğum o yüze...
#hb #eskimevsim #sonbahar