Kimya okumuştu ama o işte parayı bulamayınca müteahhitliğe yönelmişti. Günümüz Türkiye’sinin en revaçta mesleği. Gelişmiş bir zekâya ihtiyaç yok, bilgiye ihtiyaç yok, emeğe ihtiyaç yok, tüccar kurnazlığı yeter. Biraz para lazım, biraz siyasilerle yakınlık, biraz da belediyelerle iyi ilişkiler.
İnsanın en büyük kepazeliği işte bu bağışlama duygusuydu. Kötülüklerin sürekli tekrar etmesinin nedeni de bu olabilirdi. Kendimizi hoş görmemiz, eninde sonunda inandırıcı bir gerekçe bulmamız. Olmadı, ben aciz bir kulum, her türlü kötülüğü yapabilir, suçu işleyebilirim ama yaradanıma sığınır, kendimi bağışlatırım ucuzluğu.
‘Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim’ dedi samimi bir tavırla. ‘Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne insanlar bu kadar inceliği... Hakikat çok daha basittir, çok daha acımasız.