Bize iyi gelen ve gelmeyen şeyler hakkındaki yargımız son derece aldatıcıdır; tıpkı sonraları kendi iyiliğine olacak şeylerden insanların çoğunlukla şikayet etmesi ve acıların kaynağı olan şeyi de coşkuyla karşılamaları gibi.
Dünyadaki en iyi şeyin acısız, sakin, tahammül edilebilir bir varoluş olduğunu kabul ederiz. Böylece onun değerini biliriz ve bunu hayali zevklerin huzursuz özlemiyle ya da aslında tümüyle kaderin elinde olan belirsiz bir geleceğe ilişkin ürkek endişelerle mahvetmekten kaçınırız.
Bulunabilecek en şanslı ikramiyeye konan kişi, hayatını çok büyük fiziksel ya da ruhsal acılar olmaksızın geçirendir, yoksa en büyük sevinç ve zevklerin nasip olduğu kişi değildir.