“İnsanları sözleriyle değil , hareketleri ile ölç! Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç. İpin ucunu bir verirsen ellerine yandığın günün resmidir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görüş sahası ne kadar dar olursa olsun, insan muhayyilesi geniştir. Değirmenoluk köyünden başka hiç bir yere çıkmamış bir insanın bile geniş bir hayal dünyası mevcuttur . Yıldızların ötelerine kadar uzanabilir. Hiç bir yer bulamazsa Kafdağının arkasına gider . O da olmazsa , düşlerinde yaşadığı yer başkalaşır . Cennetleşir.
“Koca Ahmet bir dehşet olduğu kadar bir sevgiydi de. Koca Ahmet bu iki duyguyu yıllar yılı bu dağlarda yan yana götürebilirmişti. Bunun ikisini bir arada götüremezse bir eşkıya, dağlarda bir yıldan fazla yaşayamaz. Eşkıyayı korkuyla sevgi yaşatır . Yalnız sevgi tek başına zayıftır . Yalnız korkuysa kindir.”
“Bir şehir var , Adana şehiri . Safi sırçadan, tiril tiril yanar gece gündüz. Aynen güneş gibi . Onun içinde gezersin. Evlerin araları , onlar sokak derler adına , cam gibidir . Balı dök yala. Trenler gelir gider. Denizin üstünde bir köy kadar vapurlar yüzer. Dünyanın öteki ucuna gider. Oda güneş gibi yanar . Işığa boğulmuştur. Bir bakarsın bir daha gözünü alamazsın . Para dersen sel gibi Çukurova’da . Yeter ki sen çalış .”