Kaç gece daha lazım bu makus talihi yenmeye?
Elim kolum bağlı gündüzler geceleri, geceler gündüzleri kovalarken gözlerim uykuya hasret…Geçmiş hesaplaşmalar, keşkeler, belkiler gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçerken bir bakmışım sabah olmuş. Gün boyu dalgın dalgın gezerken sanki ben durmuşum dünya hızla etrafımda tur atıyor. Beynim olanlar ne kadar anlamsızsa o kadar anlam vermek için direniyor. Kalbimse kırık, dökük, virane…
Her şey iki yıl kadar önce başladı. Aslında baştan beri ayak seslerini duyuyordum. Lakin insan yüzleşmeyi hep erteler ya kaçtıkça geçecekmiş gibi, ben de yıllarca erteledim bu mutsuz sondan kaçtım. Gittikçe kördüğüm olan bir yumak gibi dolandıkça düğümlendim. Bu kitlenme haline hep kendimce bahaneler buldum. Beni her gün yeni bir düğüm atarak çıkmaza sokan celladıma itaat ettim. Her geçen gün içinden çıkılmaz bir duruma düşen benliğime bir gün bir kesik atıldı. Başka bir dünya da mümkün dedim. Kendi iç sesimle bile zor yüzleştim. Bu kesiğin arkası geldi çözülmüştüm bir kere. Aslında yüzleşmekten korktuğum şey hayatımın gerçeğinden daha kötü değilmiş! Yaşadım da öğrendim. Bir başlamıştım ya çözüldükçe çözüldüm. Yıllardır bu kördüğümün bana nasıl zarar verdiğini göre göre çaresiz bekleyen sevdiklerim birer kesikle çözdü düğümlerimi. Şimdi bundan sonraki hayatıma, adapte olma zamanı. Yıllardır kafeste bir kez kanat çırpmamış bir kuş gibi, kanatlarımın farkındayım ama henüz uçacak cesaretim yok. Bunu da öğreneceğim bu yola girdim ya bir kere, o düğüm çözüldü ya bir kere, bir gün uçarım en yükseklere.